Kör Koyun Yediz Doğurdu Gözleri Açıldı

24 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Çeşitli, Haberler, Sağlık

Son yılların en dikkat çekici haberlerinden birisi Fethiye’den geldi. Bir batında 7 yavru doğuran kör koyunun gözleri açıldı.
Doğumdan önce gözleri görmeyen koyunun doğumdan sonra görmeye başlaması çoban aileyi hayrete düşürdü.

Fethiye’nin Eşen beldesinde çobanlık yapan Tursun-Rasih Öztürk çiftine ait koyun bir batında 7 yavru birden doğurdu.

Tursun Öztürk, “Funda’nın Koyunu” adını verdikleri koyunun bir batında 7 yavru doğurmasını hayretle karşıladığını, bu güne kadar bir koyunun en fazla 3 yada 4 yavru yaptığını gördüğünü söyledi. Minik kuzuların nazar olmasından korktuğunu şu anda yavruları koyun sütü ile beslediğini söyleyen Tursun Öztürk, “Duyan hemen herkes bu minik kuzuları görmeye geliyor. Kendi çocuğum gibi bunları ellerimle besleyip büyüteceğim” dedi.

Yörede çobanlık yapan Turgut Otgöz ise, “Böyle bir şeyi ilk kez gördüm. Hayretle karşıladım. Önce inanamadım” diye konuştu.

Seks Her Zaman Çare Değildir

23 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Çeşitli, Sağlık

Genel olarak seks yapanların bağışıklık sistemleri daha güçlü olduğundan seks yapmayanlara oranla daha sağlıklı oldukları bilinir.
Yalnız seks, cinsel aktivite her zaman baş ağrısını geçirmez aksine orgazmın tetiklemesi ile baş ağrısına sebep olabilir. Orgazm sırasında bedendeki değişimler kişilerde baş ve boyun bölgesinde rahatlamaya dayanan sersemletici etki ortaya çıkar. Bazı kişilerde bu etki şiddetli olabildiğinden seks sırasında aniden baş ağrısı görülür. Eğer uzun sürüyorsa tehlike işareti sayılmalıdır.

Dikkat edilmesi gereken orgazm ile tetiklenen baş ağrısının altında bazı ciddi sağlık sorunlarının olduğudur. Sekse bağlı baş ağrısı genelde birkaç dakika içinde kendiliğinden geçer bu da sekse bağlı baş ağrısı ile seks sırasında aniden ortaya çıkan ağrıyı ayrıştıran belirti olarak görülmelidir. Çünkü seks sırasında kan basıncının yükselmesi ile beyin kanaması ve buna bağlı felç riski düşünülmelidir.

Seks ya da orgazm ile tetiklenen baş ağrısı bir kaç saat sürebilir ve en çok göz çevresi ile gözün arka kısmında ağrı hissedilir. Kişi, başına arkadan şiddetli bir darbe gelmiş gibi zonklayıcı ağrı olarak tarif edebilir.

Orgazm ile tetiklenen ağrıların sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte cinsel ilişkide doruklara ulaşıldığında baş ve boyun bölgesi kaslarında oluşan spazm ile bağlantı kurulmaktadır. Doğum kontrol hapı kullanımı ve Psödoefedrin içerikli soğuk algınlığı ilaç kullanımının da etkili olduğu bu ilaçları kullananlarda bu tür baş ağrılarının görülme sıklığıyla doğru orantılı olduğu belirtiliyor.

Ayrıca sadece ilaç kullanımı değil kişilerin psikolojik durumları da tetikleyici olabiliyor. Yorgunluk, uykusuzluk, endişeli ve güvensiz olmak, stres başlıca sebepler arasında. Yalnız seksin uzun süreli baş ağrılarına sebep olduğu bilinse de burada bahsedilen ağrı türünden farklıdır ve ilgisi yoktur.

Siz de cinsellikte bu türden ağrılar yaşıyor olabilirsiniz hemen endişelenmeyin, asıl endişelenmeniz gereken uzun süre sizin başınızı ağrıtacak türden ilişkilerdir. İlişkinizi çok iyi değerlendirmelisiniz. Seks ilişkilerde en önemli yeri tutuyor ama partneriniz başının ağrıdığını söylediğinde alınmamalısınız sonuçta daha büyük üzüntülere sebep olmak istemezsiniz.

İşitme Kaybı Neden Olur?

23 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Çeşitli, Sağlık

Bebeklikten yaşlılığa kadar her dönemde görülebilen işitme kaybı, yetişkinlikte iletişim, çocuklukta ise sosyal gelişim sorunlarına yol açıyor. Sorun, ani sağırlığın da önemli nedenlerinden biri.
İşitme kaybı sorununun kökeninde çeşitli hastalıklardan aşırı gürültülü ortamda çalışmaya kadar birçok neden yer alıyor. İşitme kaybı bazen yenidoğanlarda ortaya çıkıyor, bazen de yaşlılıkta kendini gösteriyor. İç kulakta meydana gelen işitme kaybı “sensörinöral işitme kaybı” olarak adlandırılıyor. İç kulak, işitme siniri ve işitme merkezinden kaynaklanan kayıplar, bu tanım içinde değerlendiriliyor.

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Çakır, işitme kayıplarının hafif, orta, ciddi, ileri ve çok ileri şeklinde sınıflandırıldığını belirtiyor. İşitme kaybının derecesi çeşitli tanı yöntemleri ile ölçülüyor. Doç. Çakır, kulak şikâyetlerinde zaman kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmak gerektiğini belirterek işitme kayıplarının nedenleri hakkında şunları söylüyor:

YETİŞKİNLERDE İŞİTME KAYBININ NEDENLERİ
Ototoksik ilaç kullanımı: Özellikle tümör tedavisinde kullanılan ilaçlar, idrarı artıran dirüetikler işitme kaybına neden olabiliyor.
Tümörler, damarsal sorunlar: Kafa içinde basınç artışına yol açan migren ya da damarsal sorunlar, baş ve beyin bölgesi tümörleri, işitme kaybının nedenleri arasında yer alıyor.
Yaş: 40 yaşından itibaren işitme organının yaşlanmasına bağlı olarak bu duyuda azalma görülüyor. Yaşlılık, iç kulağı ve işitme sinirini etkiliyor.
Enfeksiyonlar, metabolik hastalıklar: Sifilis (frengi), Kayalık Dağlar Humması gibi enfeksiyonların yanı sıra diyabet gibi endokrin hastalıklar da işitme kaybına yol açıyor.
Gürültü: 90 desibel gürültü olan bir yerde çalışma süresinin 8 saati geçmemesi gerekiyor.Gürültü 95 desibele ulaşırsa, bu süre 4 saate düşüyor.

ÇOCUKLARDA İŞİTME KAYBININ NEDENLERİ
Genetik yatkınlık: Ailesinde işitme kaybı görülen çocuklarda bu sorunun ortaya çıkma riski daha yüksek oluyor.
Hamilelikte kullanılan ilaçlar: Hamilelik döneminde bilinçsiz kullanılan ilaçlar, bebekte işitme sorunlarına yol açabiliyor.
Hastalıklar: Bebeğin anne karnındayken ya da yenidoğan döneminde kızamıkçık, herpes (uçuk), toksoplazma, menenjit gibi hastalıklara yakalanması işitme kaybına neden olabiliyor.
Yenidoğan sarılığı: Yenidoğan bebeklerde bilirubin oranı yüksek ise ve yenidoğan sarılığı uzun sürmüşse, işitme kaybı görülebiliyor.
Travmalar: Çarpma, düşme gibi travmalar da çocuklarda işitme duyusunun azalmasına ya da yitirilmesine neden olabiliyor.

İŞİTME KAYBI İHMAL EDİLMEMELİ!
Sorun başlar başlamaz, vakit geçirmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Özgür Çakır, bebeklerde tanının zaman kaybetmeden konulabilmesi için doğumdan sonra yapılan işitme taramasının önem taşıdığını söylüyor. Tarama testinde çocukta işitme kaybı olduğuna dair bir şüphe gelişirse test 15 gün sonra tekrarlanıyor. Sonuç yine olumsuz olursa, otoakustik emisyon ve ABR (beyin sapı odyometresi) gibi daha ileri taramalar sonrasında kesin tanı konulabiliyor.

ANİ SAĞIRLIĞA DİKKAT
Hastanın 30 desibel işitme kaybı varsa ve 3 gündür devam ediyorsa, bu duruma ani sağırlık deniyor. Erken tanı ve tedaviye bir an önce başlamak, sorunun çözümünde büyük önem taşıyor. Kulakta ani tıkanma, çınlama, baş dönmesi ve işitme kaybı ile kendini gösteren durumlarda, kişinin zaman kaybetmeden hekime başvurması öneriliyor.

“Hamile Kalmadan Sigarayı Bırakın” Uyarısı

22 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Çeşitli, Sağlık

“Hamile Kalmadan Sigarayı Bırakın” Uyarısı

Kadın hastalıkları, doğum ve perinatoloji uzmanı Doç.Dr.”Çünkü onların tedavi şansı vardır, ama sigaranın tehlikelerinden bebeği korumanın bir yolu yoktur” dedi.”Aslında bebeğinize sigarayı bırakarak çok büyük bir hediye verebilirsiniz” diyen Yiğiter, yapılan birçok çalışmada, sigara kullanımının gebelikte düşüklere sebep olabileceği ve fetusun sağlığını ciddi olarak tehlikeye sokacağını ifade etti.

Kadın hastalıkları, doğum ve perinatoloji uzmanı Doç. Dr. Alin Başgül Yiğiter, gebelikte sigara kullanımının tansiyon yükselmesi ve diyabetten bile daha tehlikeli olarak düşünüldüğünü belirterek,

“Çünkü onların tedavi şansı vardır, ama sigaranın tehlikelerinden bebeği korumanın bir yolu yoktur” dedi.

“Aslında bebeğinize sigarayı bırakarak çok büyük bir hediye verebilirsiniz” diyen Yiğiter, yapılan birçok çalışmada, sigara kullanımının gebelikte düşüklere sebep olabileceği ve fetusun sağlığını ciddi olarak tehlikeye sokacağını ifade etti.

Yiğiter, pasif içiciliğin de sigara içmekle eşit tehlikede olduğunun düşünüldüğünü ve baba adayının evde aşırı sigara içmesinin de gebelik kaybına yol açabileceğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Gebelikte sigara kullanımının gebelik sırasında zararlı etkileri arasında bebeğin su kesesinin erken açılması, bebeğin eşinin; yani plasentanın yanlış yerleşmesi, erken ayrılması, dış gebelik, gebelikte gelişen hipertansiyon gibi hayatı tahdit eden birçok ciddi problem de bulunmaktadır. Gebelikte sigara kullanımının doğumdan sonraki etkileri arasında, düşük doğum ağrılığı olan daha zayıf bebeklere 2 kat fazla rastlanır. Gebelikte sigara kullanımını sürdüren annelerin bebeklerinde, beşik ölümü ya da ani bebek ölümü sendromu daha yüksek oranda görülür. Yine araştırmalar sigara içen annelerin bebeklerinin daha huzursuz olduğunu göstermektedir.”

-”Gebelikte sigara kullanımı, bebeğin beynini de etkilemektedir”-

Doç. Dr. Alin Başgül Yiğiter, sigara dumanının dört binden fazla kimyasal içerdiğini ve bunların içinde kurşun, siyanür ve 60′a yakın kanser yapıcı kimyasalın da bulunduğunu vurgulayarak, “Sigara içtiğinizde sizin kanınıza geçen bu kimyasallar, bebeğinizin dolaşımına da geçmektedir. Nikotin ve karbonmonoksit, bebeğin oksijen almasını zorlaştırarak, bebeğin başına gelen tüm kötü şeylerden sorumlu tutulmaktadır” dedi.

Yiğiter, şunları kaydetti:

“Sigara, ölü bebekler, erken doğumlar, kalp başta olmak üzere doğumsal yapısal anomalilerden de sorumlu tutulmaktadır. Gebelikte içilen her bir sigara, karnınızdaki bebeğe ve size artmış risk olarak geri dönmektedir. Bu annelerin bebeklerinin, akciğerleri daha az gelişmiştir ve bu bebeklerde ileride astım ve akciğer problemleri gelişme olasılığı daha fazladır. Gebelikte sigara kullanımı, bebeğin beynini de etkilemektedir ve aslında bebeğe ömür boyu zararlar vermektedir. Günde 3-5 tane sigaranın zararı olmaz demek mümkün değildir, ancak daha az sigara içtiğinizde doğal olarak karşı karşıya kalacağınız risk daha az olacaktır. İdeal olan, hamile kalmadan önce sigaraya veda etmektir.”

Yiğiter, bebeği bekleyen tehlikelerin bilinmesi halinde bile sigarayı bırakmanın kolay olmadığını, bu yüzden de profesyonel destek alınması gerektiğini kaydetti. – İSTANBUL

Kuru Ciltlere Özel Doğal Maskeler

17 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Çeşitli, Haberler, Sağlık

Kuru ciltler de nem oranı düşüktür ve kırışıklığa müsait olduğu gibi pul pul dökülür. Cildinize uygun bakım maskeleriyle gerekli nem sağlandığı gibi ışıl ışıl da parlayacaktır.

Bal Maskesi

Süzme balı yüz ve boyun bölgenize masaj yaparak sürün. Onbeş dakika sonra ılık suyla durulayın.

Süt ve Bal Maskesi

Cildinizin nem oranı çok düşükse ve yoğun bir nemlendirme gerekiyorsa, süt ve bal ile nemlenmesi sağlanabilir.

İki yemek kaşığı bal ve iki yemek kaşığı sütü karıştırın. Yüz ve boyun bölgesine masaj yaparak yedirin ve onbeş dakika sonra ılık suyla durulayın. Havluyla yumuşak hareketlerle kurulayın.

Yumurta ve Bal Maskesi

Yoğun nemlendirme özelliği olan maskelerden biri de yumurta sarısı ve bal karışımıdır.
Bir yumurta sarısı ve bir yemek kaşığı balı iyice karıştırın. Yüz ve boyun bölgenize masaj yaparak sürün, onbeş dakika bekleme süresi sonunda ılık suyla durulayın. Havluyla yumuşak hareketlerle kurulayın.

Kuru ciltlere özel günlük kullanım kremi sürerek bakımınızı tamamlayın.

Önemli Bilgi: Göz ve dudak çevresi hassas olduğu için bu bölgelere maske sürmemeye dikkat edin.

Kuru cilde sahip olanların özellikle günde iki litre su içerek içeriden de desteklemesi gereklidir. C ve E vitamini açısından zengin besinleri beslenme planınıza dâhil edin.

C vitamini deposu besinler; kuşburnu, maydanoz, tere, roka, çilek, karnabahar, mor lahana, ıspanak, yeşil biber ve turunçgillerdir.

E vitamini deposu besinler; badem, fındık, tahin, kabak çekirdeği, kıvırcık, nane, kereviz yapraklarıdır.

Cinsel Sağlık İçin Yapmanız Gerekenler

17 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Çeşitli, Sağlık

Kadınların cinsel sağlıklarıyla ilgili en ufak hataları, hiç beklenmedik bir anda ciddi enfeksiyonlara neden olabilir.
Yılda bir kere jinekoloğa gidip, gerekli testlerden geçmek ise çok ciddi rahatsızlıklardan korur.

- PARFÜMLÜ LOSYON

Bikini bölgesinde cilt çok hassastır. Ağda ve tıraş, bu bölgede cildin çok fazla kurumasına sebep olur. Birçok kadın bu kuruluğu gidermek için nemlendirici kullanır. Bu çok yanlış bir davranıştır çünkü; kimyasal maddeler içeren parfümlü ürünler vajina bölgesini tahriş eder. Ayrıca birçok parfümlü losyon, bakterilerin oluşmasına sebep olan şekerli maddeler içerir. Bu da mantar enfeksiyonu riskini artırır. Cinsel sağlığınız için bikini bölgesine parfümsüz ürünler kullanmaya özen göstermelisiniz!

- KORUNMASIZ SEKS

Doğum kontrol yöntemi olarak prezervatif kullanmak ilişkinin en heyecanlı anında çiftlere zor gelebilir. Geri çekme ya da takvim yöntemi ise ‘beklenmedik bir hamilelik’ riskine zemin hazırlayabilir. Bu yüzden korunmalı ilişki yaşayın. Doğum kontrol hapı (doğru kullanıldığında yüzde 99 koruma sağlar) veya prezervatif (yüzde 98 etkilidir) gibi yöntemler mutlu bir cinsel yaşam için gereklidir.

- YANLIŞ TEMİZLİK

Bikini bölgenizde eğer bir zedelenme hissediyorsanız, temizlenme yönteminizi bir kere daha gözden geçirin! Temizlerken bölgeyi çok bastırmak, tuvalet kağıdının cildin çatlaklarının içine girmesine ve bakteri oluşumuna neden olur. Bu bölgeyi tuvalet kağıdıyla hafif vuruşlarla önden arkaya doğru temizlemelisiniz. Aksi şekilde, arkadan öne doğru temizlendiğinde bakteriler ön tarafa bulaşabilir.

Kaynak: cosmopolitan

Tırnaklarınızı Güçlendirecek Bakım Kürü

17 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Çeşitli, Sağlık

Tırnaklarınızı güçlendirerek hem kırılmasını hem de batık oluşmasını en az indirebilirsiniz.

Malzemeler,

2 çay kaşığı çam terebentin esansı

1 çay kaşığı tatlı badem yağı

Yarım limonun suyu

1 su bardağı ılık su

Hazırlanışı ve Uygulaması,

Çam terebentin ve badem yağını cam bir kâsede karıştırın.

Karışımı kulak temizleme çubuğuyla tırnak üzerine ve diplerine sürün.

15 dakika bekleyin.

Limon suyu ve ılık suyu karıştırın.

Tırnaklarınızı limon sulu karışımın içinde 10 dakika bekletin.

Ilık suyla durulayıp iyice kurulayın.

Not: Tırnak güçlendirme bakımını haftada 1 kez uygulayabilirsiniz.

Estetik Psikolojiyi de Etkiliyor

17 Aralık 2011 Yazan  
Kategori Çeşitli, Sağlık

Dış görünüşünden memnun olan kişi çoğu zaman kendisi ile barışık, iş hayatında ve sosyal ilişkilerinde daha başarılı, kolay mutlu olabilmektedir.

Dış görünüşünden memnun olan kişi çoğu zaman kendisi ile barışık, iş hayatında ve sosyal ilişkilerinde daha başarılı, aşk ve evlilik hayatında daha kolay mutlu olabilmektedir. Kişinin kendini aynada güzel ve alımlı görmesi özgüveninin artmasına ve insanlarla daha çabuk iletişim kurmasına olanak sağlar. Burnunun yüzüne hiç yakışmadığını, hamilelikten sonra karnının eskisi gibi dümdüz olmadığını ya da yüzünün elastikiyetini kaybedip sarktığını görüp dış görünüşünün kötü olduğunu düşünenler ise çevreleriyle olan ilişkilerinde tutuk ve uyumsuz davranabilirler. Bazı kişilerde bu kusur öyle bir takıntı haline gelir ki, bireyin iş ve sosyal hayatını tam bir kabusa çevirebilir…

Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, estetik sorunların zamanla kişide telafisi zor ruhsal sorunlara yol açtığını belirterek bazı estetik rahatsızlıkların kısa ve küçük operasyonlarla düzeltilerek, kişide ki özgüveni artırdığını kendine güvenen bireyler haline getirdiğini açıkladı…

Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu “Bireyin kendini gerçekten mutsuz hissettiği bir kusuru var ise özgüvenin yeniden kazanması açısından cerrahi operasyon yoluna gidilebilmektedir… Var olan kusur tıbbi açıdan bir sorun teşkil etmiyor ise estetik operasyonun gerekliliğine hastanın kendisi karar vermelidir. Bu hastanın beden sağlığından çok ruh sağlığı için yaptıracağı bir operasyondur.” diye açıkladı.

Bedene gereken önem verilmeli…

Kışlaoğlu, yüzyıllardan bu güne süregelen güzelliğin öncelikle kadınlar olmak üzere her bireyin vazgeçemeyeceği unsurlar arasında yer aldığını belirterek şunları söyledi; “Son dönemde estetik cerrahide ki gelişmeler ve estetik operasyonların uygulanma aşamalarındaki başarı birçok kişiyi estetik operasyonlara yönlendirdi. Operasyon başvurusu ile gelen birçok kişi görüntüsünde memnun olmadığı yanları açıklayarak cerrahi açıdan bizden yardım istiyor. Kişinin estetik işlem sonrası kliniğimizden ayrılırken gözlerindeki memnuniyeti görmek dolaylı da olsa hastamıza sunduğumuz psikolojik desteği de yanına alıyor.”diye konuştu.

Estetik uygulamaların sınırı iyi çizilmeli…

Kadın güzelliğinin ve bakımının oldukça önemli olduğu modern hayatta, estetik operasyonlar birçok kişinin imdadına yetişiyor. Ancak uygulanacak estetik işlemlerin belirli bir sınır çerçevesinde ve uzman görüşü alınarak uygulanması gereklidir.

Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, aslında kişide olmayan; ama kişinin kendisinin vücudunun bir bölümünün anormal algılanması ya da çok küçük bir şeyin abartılarak düşünülmesine ‘ vücut dismorfofobik bozukluğu’ dendiğini kaydederek şu önemli açıklamalarda bulundu. ” Vücudunda hiçbir estetik sorun olmadığı halde kapımızı çalan yüzlerce hasta ile karşılaşıyoruz. Kişi hiç bir eksiği olmamasına karşın kendi bedenini yanlış algılaması sonucu, sürekli kusurlu gördüğü bölgeyi gizliyor yada bu bölgeyle ilgili kendini özgüvensiz ve eksik hissediyor. Örneğin göğüslerinin iriliğinden şikayet eden bir hasta vücut yapısına göre ölçülerinin nasıl olacağını bilemediği için kendini çok daha kötü ve orantısız görebiliyor. Bu aşamada biz doktorlara düşen görev hastaya, gerekli oran ve açıklamalarla bu durumu anlatmak ve doğru ne ise ona göre karar almak, eğer gerçekten kişide estetik operasyona ihtiyaç yoksa bunu açıklayarak psikolojik olarak onu rahatlatmaktır. Eğer Hasta iri göğüsün beline ve bedenine verdiği sağlık sorunları ile bize başvurmuş ise gerekli müdahale yapılarak hasta sağlığına kavuşturulur” dedi.

Sadece takıntı oluştuğu için yüzüne estetik yaptıranların işin % 2-3`ünü içerdiğini belirten Kışlaoğlu ” bunlar kişinin yüzüyle ilgili olan, burun görüntüsü, kulak için yapılan, çene üzerinde çene ve ağız civarı kırışıklıkları gibi, yüz gerdirme ve yüzdeki bazı ameliyatlardır. Bazen nefes alma güçlüğü çeken kişilere yapılan burun ameliyatlarında dışı düzeltmeden içeride yapılan düzeltmeden sonuç alınmaz. Mecburen dış yapıyı da düzeltmek gerekir. Bu da kozmetik olarak düşünülmemeli” ifadesinde bulundu.

Erkekler bu hastalıktan çok utanıyor!

24 Kasım 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

erakaaaAslında çekinmeye hiç gerek yok…

 

Baş ağrısı ve nedenleri

27 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Sağlık

Halk arasında “baloncuk” ismi verilen anevrizmalar, arterlerin (atardamarların yani temiz kan taşıyan damarların) duvarlarındaki bozulma sonucu ortaya çıkan, damarın genel yapısına göre daha zayıf bölümlerinin genişlemelerdir.

Damar içi basıncın (tansiyon) artmasıyla beraber, her kalp atışında damar yapısının zayıf olduğu bu noktalar büyüyerek bir baloncuk halini alırlar. İşte bu baloncuğun duvar yapısı çok ince olduğu için; bazen kendiliğinden, bazen de öksürme, ıkınma, cinsel aktivasyon esnasında bu baloncuk patlar. Buna “anevrizma kanaması” adı verilir.

Anevrizma her yaşta görülebilir

Genelde damar içi plak oluşumu ve yüksek tansiyona bağlı olarak dalar yapısında bozulmalar meydana gelmektedir. Bunun yanında; doğumsal damar bozuklukları, travmalar ve enfeksiyon, diğer nedenler arasında sayılabilir.

Anevrizma en fazla 40-60 yaş aralığında rastlanmaktadır ancak her yaşın hastalığıdır. Genel risk faktörleri arasında hipertansiyon, sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımını sayılabilir. 

Baş ağrısını önemseyin

• En önemli ve değişmez bulgu baş ağrısıdır. Hastalar ani başlayan ve hayatları boyunca daha şiddetlisini yaşamadıklarını söyledikleri bir baş ağrısı tarifler.
• Ani şuur kayıpları, bayılma
• Kusma
• Kimi hastada şuur bulanıklığından bilinç kaybına kadar değişen şuur bozukluğu
• Kanamanın 6-24 saatine kadar ortaya çıkan ense sertliği
Tedavide en önemli şart sabır ve disiplindir
Hastada kanamış anevrizma tespit edildi ise anevrizmanın yeri ve boyutuna göre bir takım tedavi tekniklerine başvurulur.
• Cerrahi tedavi: Tespit edilmiş anevrizmalar için halen dünyada en çok kullanılan ve en kesin yöntemdir. Anevrizmanın damardan çıktığı boyun bölgesine konulan “anevrizma klip”i ile anevrizmaya giden kan akımının kesilmesidir.
• Endovasküler (damar içi) tedavi: Anevrizmanın içine damar içinden ulaşarak doldurulan “sert koil” denilen bir madde ile anevrizma içi akımın kapatılması işlemidir.

« Önceki YazılarSonraki yazılar »

Sohbet
ilkyardim eğitim merkezi