Meyveseverlere kötü haber
Kışın bol miktarda tüketilen meyvenin kilo yapabileceğini biliyor muydunuz?
Diyetisyen Duygu Deniz, kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için bol miktarda tüketilen meyvenin fazlasının kilo alımına sebep olabileceğinden dolayı, vatandaşlara aynı vitamin değerlerine sahip bitki çaylarını önerdi.
Kış aylarında C vitamini almak için bol miktarda tükettiğimiz meyveler içeriğinde bulunan kalori miktarından dolayı kilo alımına neden olabiliyor. Duygu Deniz kış aylarında formunu korumak isteyenlere, meyvenin kilo aldırmayacağı inancının yanlış olduğu uyarısında bulundu.
Kilo alımının önüne geçmek için bitki çaylarını öneren Deniz şu şekilde konuştu: “İçinde şeker olduğu için porsiyonlarımızı yüksek tuttuğumuz zaman ister istemez ya kilo artışı olacaktır ya da belki de kilo vermek istiyoruz bu dönemde kış döneminde yine kendilerinin kilolarını korumak isteyenlerin veya kilolarını korumak isteyenler kişiler olabilir bu dönemde meyveye hani bizde hastalıklara karşı korusun diye fazla tüketirsek bu seferde kiloya yol açacak. C vitamininden zengin portakal mandalina bu tarz meyveler aynı zamanda hafif de liflide meyvelerdir. Porsiyon miktarlarını küçük almalarını tavsiye ederim ama alternatif olarak dediğim gibi hem kilomuzu korumak hem de ideal kilomuza ulaşma dönemindeysek, zayıflamak istiyorsak C vitamininden zengin bitki çayları kullanabiliriz.”
Özellikle ıhlamur, zencefil, ekinezya çaylarını öneren Deniz, bunun yanı sıra bol su tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Deniz, kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için yeşil yapraklı sebzeler, mantar, brokoli, lahana, düzenli protein alımı, pekmez, günlük birkaç adet badem, ceviz ve fındık tüketilmesi tavsiyesinde bulundu.
Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Gebelik dönemi boyunca dikkat etmeniz gereken bir kaç husus.
Yolculuk: Otomobil yolculuğunda emniyet kemeri karın altından ve üst kalçayı çaprazlayacak şekilde yerleştirilmeli ve rahat olmalıdır. Omuz bölümü göğüslerin arasına gelmelidir.
Uçak yolculuğu: Sağlıklı gebelerde 36’ncı gebelik haftasına kadar herhangi bir zararlı etkisi yoktur. Yolculuk esnasında saatte bir yürüyüş, rahatlatıcı hareketler yapılmalıdır.
Cinsel ilişki: Sağlıklı gebelerde zararsızdır. Düşük ve erken doğum riski olduğunda cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.
Diş bakımı: Gebelik öncesi diş muayenesi mutlaka yapılmalı ve iyi bir diş hijyeni konusunda gebe teşvik edilmelidir. Kötü ağız sağlığı, erken doğumdan sorumlu olabilir. Gebelikte diş röntgenleri de dahil tüm diş tedavileri bir engel yoktur.
Aşılanma: Difteri, tetanoz gibi aşıların gebelik sırasında yapılmasında sakınca yoktur ve özellikle de aşılanmalıdır. Grip aşısı, grip mevsimi süresince gebe olabilecek tüm kadınlara yapılmalıdır. Gebeliğinde aşılanan kadınların çocuklarının ilk 6 ay içinde grip ve solunum yolu hastalığı riskinde yüzde 63 azalma tespit edilmiştir. Diğer bütün aşılar uygun endikasyon olduğunda yarar zarar oranları değerlendirilerek doktor tavsiyesine göre yapılabilir.
Kafein: Aşırı kafein tüketimi plasenta kan akımını azalttığı için bebeğin düşük doğum ağırlıklı olarak doğma riski artar. ABD Diyetisyenler Birliği, gebelik boyunca kafein alımını günlük 500 mg’dan az olacak şekilde sınırlandırmıştır (2 fincan kahve).
Bulantı ve kusma: Gebeliğin başlangıcı ile 14-16’ncı haftalara kadar devam eder. Bazı kişilerde kanser kemoterapisi gören hastalarınkine benzer karakter ve yoğunlukta olduğu şeklinde tanımlanır. Tedavi ile nadiren tam olarak iyileşir, genellikle rahatsızlık hissi biraz azaltılabilir. Sık aralıklarla az yeme, doyunca yemeği bırakma önemlidir. Zencefil ve B6 vitamini içeren bira mayası ve mayalı ekmek, tedaviye destek amacıyla kullanılabilir. Aşırı durumlarda hastanede tedavi edilmesi gerekebilir.
Sırt ağrısı: Belli dereceye kadar gebelerin yüzde 70’inde vardır. Aşırı gerilme veya yorgunluk, aşırı eğilme, ağır kaldırma veya yürüme sonrası hafif derecede ağrılar olabilir. Kilolu olmak da bel ağrılarını artırır. Ağrılı kadınların yerden bir şey alırken eğilmeden çömelerek alması, otururken sırtlarını bir yastık ile desteklemeleri, yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmaları ağrıları azaltabilir. Şiddetli ağrı durumlarında, kuyruk sokumu ve kalçaya vuran ağrılarda mutlaka ortopedik muayene yapılmalıdır.
Varisler: Genellikle yapısal yatkınlığa bağlı olarak gelişir. Uzun süre ayakta durma, gebelik, aşırı kilo ve ilerleyen yaşla birlikte artar. Bacakların yükseltilmesi, elastik çorapların kullanılması ilk aşamada yapılacak tedavilerdir. İleri durumlarda ilaç tedavisi veya nadiren cerrahi müdahale gerekebilir.
Hemoroidler: Makattaki venlerin varisleridir. Lokal ilaç tedavileri, sıcak uygulamalar ve dışkı yumuşatıcı ilaçlar ile tedavi edilirler. Hemoroidlerdeki ağrılı ve iltihaplı kan pıhtılaşmalarında cerrahi tedavi yapılabilir.
Mide yanması: Yemek borusuna mide içeriğinin geçmesi sonucu oluşur. Az ve sık yeme, eğilme ve düz yatmaktan kaçınma ile hafifletilebilir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi yapılabilir.
Aşırı tükrük salgısı: Bazı gebelerde ortaya çıkar. Nişastalı besinler tükrük salgısını artırabilir. Sık tükürme gereksinimi oluşan bazı gebelerde havuç, salatalık, naneli veya zencefilli pastiller faydalı olabilir.
Uykusuzluk ve yorgunluk: Gebeliğin erken dönemlerinde birçok kadın yorgunluk ve uykusuzluk çeker. Progesteronun uyku getirici etkisi vardır ama REM uykusu denilen kaliteli uyku dönemi azalır ve dinlenmemiş şekilde kalkar. Buna bağlı olarak sabah rahatsızlıkları ortaya çıkar. Gün boyunca kısa uykular ve yatarken hafif rahatlatıcı ilaçlar faydalı olabilir.
Akıntı: Gebelikte artan östrojene bağlı olarak rahim ağzı ve vajen salgısının artması sonucu oluşur. Aşırı miktarda, kokulu ve renkli olanlar enfeksiyona bağlı olabilir ve tedavi edilmelidir.
Kordon kanı bankacılığı: Çocuklarda ve erişkinlerde kan kanserleri ve bazı genetik hastalıkları tedavi etmek için göbek kordonundan elde edilen kanın transplantasyonu yapılabilmektedir. İki çeşit kordon kanı bankası bulunur.
Genel bankalar, kan ürünleri bağışına benzer şekilde, akraba ya da akraba olmayan alıcıların kullanımı için bağış yaparlar. Özel bankalar ise, gelecekte kişinin kendi ihtiyacı olabileceğini düşünerek kök hücre depolanması yapılması için kurulmuştur ve bu bankalar ilk uygulama ile yıllık depolama için ücret alırlar.
Ancak, alıcıda bilinen bir endikasyon olmadan saklanmış kordon kanı kullanılarak çok az transplantasyon yapılmıştır ve kordon kanının verici çiftin çocuğunda veya bir aile üyesinde kullanılma olasılığının çok düşük olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle gebeler, kordon kanının bankada saklanması konusunda yeterince bilgi sahibi olduktan sonra karar vermelidirler.
Düzenli ve Güvenli Seksin Faydaları
Seks yapmanın en önemli nedenlerinden birisi de erkek veya kadın olduğumuzu hissetmek, yani sosyal rolümüzdür.
Gevşememizi sağlar.
Rahat uyumamızı sağlar: Orgazm sonrasında endorfin serbest kalır, bu da beyinde morfin etkisi yaratır, vücut gevşeyip rahatlar. Biz de çok faydalı, dinlendirici bir uykuya dalarız.
Sıkıntılarımızı unutmamızı sağlar.
Kendimizi güçlü hissetmemizi, özgüvenimizin artmasını sağlar.
Enerji harcayarak zayıflamamızı sağlar: 30 dakika süren bir seks seansı boyunca kişi en az 85 kalori yakar.
Erkeklerde prostat ve prostat kanseri riskini düşürür. Düzenli ve tek partnerle yapılan seks tabii ki…
Kadınlarda adet dönemlerinin ağrısız geçmesini sağlar. (Düzenli seks kadını rahatlatır ve adet döneminin sorunsuz geçmesini sağlar.)
Menopozu geciktirir.
Hayata bağlanmamızı sağlar.
Genç kalmamızı sağlar.
Isınmamızı sağlar.
Terfi etmemizi sağlar.:)))))
İntikam almamızı sağlar.:))))))
Masa Başı Çalışanlarının Kanser Riski Fazla
Stres, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi farklı nedenler, farklı kanser türlerinde risk artışı yapabiliyor.
Medikal Onkolog Doç. Dr. Duygu Derin, davranış ve alışkanlıklarımızla ilgili kanser türleri ve korunması konusunda bilgi verdi…
MASA BAŞINDA ÇALIŞAN VE HAREKETSİZ OLANIN RİSKİ ÇOK
KALINBAĞIRSAK KANSERİ:
Liften fakir, yağdan ve protein açısından zengin beslenme ve obezite, kalınbağırsak kanserinin oluşumuna zemin hazırlıyor. Hareketsiz bir yaşamı olan, özellikle masa başında çalışanlarda bu risk daha da artıyor. Diyetteki lifin, sebze, meyve ve kuru baklagil tüketiminin artırılıp yaşama fiziksel aktivite katılması halinde, kalın bağırsak kanseri oluşum riski yüzde 40’lara varan oranda azaltılabiliyor.
NE YAPILMALI?
Bu sorunla karşılaşmamak için 50 yaşında olan herkese kolonoskopik tarama öneriliyor. Sorun yok ise uygulamanın 3-5 yılda bir tekrarlanmasında yarar görülüyor. Ailesinde erken yaşta kalın bağırsak kanserine yakalanmış kişiler için bu kontrolün daha erken yaşta yapılması gerekiyor.
KONSERVE, TUZLU VE İŞLENMİŞ GIDALARDAKİ TEHLİKE BÜYÜK
MEME KANSERİ:
Erken âdet, geç yaşta çocuk doğurma veya hiç çocuk doğurmama, geç menopoz, emzirmeme meme kanseri riskini artırır. Batılı toplumlarda kadınlar, daha çok çalışma hayatına girip bu şekilde yaşadıkları için, meme kanseri dünyanın batısında ve ABD’de sık, doğuda ise belirgin olarak daha azdır. Yüzde 5-10 vaka da ailevidir. Son yıllarda obezitenin meme kanserine yakalanma riskini artırdığı da bilinmektedir.
NE YAPILMALI?
İdeal vücut ağırlığına inmek, bunu korumak, spor yapmak, kalorisi ve yağ oranı düşük ama sebze ve meyveden zengin beslenmek, sigara – tütün kullanmamak, alkol alımını kısıtlamak öneriliyor.
STRESE DİKKAT!
GIRTLAK KANSERİ:
Sigara ve alkol kullanımı en önemli risk faktörleri. Ama stres de çok önemli bir etken. Stresli işlerde çalışıp, sigara ve alkolü çok tüketenlerde de bu hastalığa sık rastlanıyor.
SİGARA HEMEN BIRAKILMALI
AKCİĞER KANSERİ:
Sigara, en önemli risk faktörü. Miktar arttıkça, akciğer kanserine yakalanma riski de artıyor. Erken yakalamak için taramanın ne kadar etkili olduğunu araştıran çalışmaların kısmi sonuçları görüldüğünde bu konunun önemi daha da anlaşılıyor.
NE YAPILMALI?
Yoğun sigara içicilerinde düşük dozda helikal akciğer tomografisi ile yapılan tarama, hastalığın erken evrede yakalanmasını sağlıyor ve hastalarda şifa oranını artırıyor.
AÇIK HAVADA ÇALIŞAN GÜNEŞTEN KORUNMALI
CİLT KANSERİ:
Cilt kanserinin esas nedeni, genellikle güneşten gelen ultraviyole ışınlarıdır. Morötesi ışın veren elektrik lambaları ve bronzlaştırıcı suni ışık kaynakları da cilt kanserlerine neden olabilir. Ultraviyole ışınlarına karşı dünyayı koruyan ozon tabakasının incelmesinin de bu kanser türünde ciddi bir artışa neden olduğu bilinen bir gerçek. En çok risk altında olanlar açık tenliler, çilliler, çok sayıda beni olanlar, ailesinde cilt kanseri bulunanlar, açık havada çok zaman geçirenlerdir.
NE YAPILMALI?
Güneş ışınlarının keskin olduğu 11.00- 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamak, yüksek koruma faktörlü kremler ve şapka kullanmak gerekiyor.
ALKOL TÜKETİMİ BÜYÜK RİSK
KARACİĞER KANSERİ: Hepatit B, C taşıyıcısı olmak ve yoğun alkol kullanımı, bu kanserin en sık rastlanan nedenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle alkol tüketenlerin risk altında oldukları belirtiliyor.
PANKREAS KANSERİ:
Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte sigara içenlerde daha sık görülür. Alkol kullanımı, şeker hastalığı, kronik pankreatit ve yağlı diyetin bu kansere zemin hazırladığı düşünülüyor.
NE YAPILMALI?
Erken tanıya yönelik bir tarama öneriliyor. Ayrıca sigara ile alkol kullanımından uzak, sağlıklı beslenme tavsiye ediliyor.
Suriye Ordusu Türkmenleri Vurdu
Suriye ordusunun bu sabaha karşı Humus şehrindeki Bab-ı Amr mahallesini tanklarla vurduğu iddia edildi.
Suriye Ulusal Konseyi Dış İlişkiler Komitesi üyesi Dr. Halit Hoca, Suriye ordusunun 4. Tugay 138. Alayına bağlı tankların Humus’un Türkmen mahallesi Bab-ı Amr’a bu sabaha karşı bir saldırı düzenlediğini öne sürdü.
Halit Hoca, bölgeden aldıkları bilgiye göre, bu sabaha karşı gerçekleşen saldırıda en az 50 kişinin öldüğünü söyledi. Hoca, saldırıya uğrayan mahallede enkaz altında başka ölülerin de olabileceğini bildirdi.
Osmanlı Arşivleri ‘Soykırım’ İddiasını Yalanlıyor
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde bulunan belgelere göre, Ermenilerle ilgili ‘katliam’ değil, planlı bir sevk ve iskan kararı alınmış.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde bulunan belgelere göre, Ermenilerle ilgili ‘katliam’ değil, planlı bir sevk ve iskân kararı alınmış. Hatta söz konusu karardaki kurallara uymayan 1.673 devlet görevlisi yargılanırken, 12 kişi de bu kapsamda idam edilmiş.Fransa Ulusal Meclisi’nin ‘inkâr tasarısı’nı kabulüyle birlikte yeniden gündeme gelen ‘Ermeni soykırımı’ iddiaları, yıllarca tarihçilerden çok siyasetçiler tarafından kullanıldı. Bu durumun yanlışlığına dikkat çeken Türkiye Cumhuriyeti, iddiaların asılsız olduğunu göstermek için arşivlerini açtığını bütün dünyaya ilan etti.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, Cumhuriyet ve Osmanlı dönemine ait yaklaşık 130 milyon belge ve 497 bin defter bulunuyor. Osmanlı Devleti’nin Ermenilerle ilgili planlı bir sevk ve iskân kararı aldığının görüldüğü belgelerde, ‘katliam veya imha’ adına en ufak bir kayıt ya da ipucu bulunmuyor. Hatta adı geçen sevk ve iskân kararına göre, kurallara uymayan 1.673 devlet görevlisi yargılanmış. 12 kişi bu kapsamda idam edilmiş.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, arşiv malzemesi bakımından büyük bir zenginliğe sahip olan Türkiye, Osmanlı’dan devralınan büyük arşiv mirasıyla, bugün dünyanın en zengin arşiv potansiyeline sahip sayılı ülkelerinden biri durumunda. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün envanterinde bulunan tüm belgeler özel olarak yapılan iklimlendirme sistemine sahip depolarda muhafaza ediliyor. Cumhuriyet arşivindeki yaklaşık 30 milyon, Osmanlı arşivinde ise yaklaşık 100 milyon belgenin tasnif çalışmaları devam ediyor. Buna göre, Osmanlı arşivinde yaklaşık 30 milyon belge tasnif edilerek araştırmaya açıldı, yaklaşık 6 milyon belge de dijitalleştirildi. Cumhuriyet arşivinde ise 12 bin belge tasnif edilerek araştırmaya açıldı. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik koşullardan etkilenen arşiv malzemesinin ise restorasyonu uzman personel tarafından titizlikle devam ediyor.
Fransa Ulusal Meclisi’nde 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasa teklifinin kabul edilmesiyle yeniden gündeme gelen Ermeni meselesine ilişkin kurumun 20′ye yakın yayını bulunuyor. Osmanlı Devleti’nin Ermenilerle ilgili planlı bir sevk ve iskan kararı aldığının görüldüğü Osmanlı arşivindeki belgelerde, devletin katliam veya imha kararı aldığı yönünde en ufak bir kayıt ya da ipucu yer almıyor. Aksine, arşiv belgelerine göre, sevk ve iskan kararındaki kurallara uymayan 1673 devlet görevlisi yargılandı, 12 kişi de bu kapsamda idam edildi. 1914-1921 yılları arasında Ermeni çetelerinin saldırılarında 518 bin 105 Müslüman öldürüldü. Yine Rus ve Ermeni saldırılarında 1 milyon 604 bin Müslüman iç bölgelere göç etti. Bu göç esnasında 701 bin kişi de hayatını kaybetti.
BELGELER AÇILDI, İSTEYEN HERKES GÖREBİLİR
Bazı ülkelerce siyasi ve ideolojik yaklaşımla ele alınan Ermeni konusunun da tarihin asıl kaynaklarına dayanılarak objektif bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla konuyla ilgili belgeler tasnif edilerek, araştırmaya açıldı. Araştırmacılara yönelik ise hiçbir sınırlama ve zorluk uygulanmıyor. Osmanlı döneminde arşivde araştırma izinleri padişah tarafından veriliyordu. Kurum, Ermeni meselesinin yanı sıra Kıbrıs, Musul-Kerkük, Balkanlar dahil çeşitli konularda bilimsel ve belgesel eserler yayınlamayı sürdürüyor. Belgelerden, 16. yüzyılda Kerkük’ün etnik durumunu gösteren yayında da Kerkük’ün bir Türk şehri olduğu görülüyor.
Arşivdeki belgelerin önemli bir kısmı Osmanlı Türkçesi ile yazıldığından metinleri okuyup anlayabilmek için Osmanlı Türkçesi bilmek önem kazanıyor.
Mehmet Öz’den Uzun Yaşamanın 5 Formülü!
Dr. Öz, yaşam sürenizi uzatmak için 1 dakikadan daha az bir süre içinde uygulayabileceğimiz 5 maddeyi açıklıyor.
Haber: Mehmet Öz’den Uzun Yaşamanın 5 Formülü!
Elbette sonsuza kadar yaşayamazsınız. Ancak, daha uzun ve daha sağlıklı yaşamak için yapabileceğiz birçok şey var. Ve yapabilecekleriniz, düşündüğünüzden daha kolay. İşte işin iyi tarafı: bütün bu alışkanlıklar bir dakikadan bile az sürede yapılabilir.
Yumurta Tüketin
Yumurta hem güçlü bir protein kaynağıdır hem de size pahalıya mal olmaz. Birçok insan yumurta tüketmenin kan kolesterolü seviyesini artırdığını düşünüyor ancak bu doğru değil.
Yumurta bir B vitamini olan kolin içeriyor ve kolin beyindeki iltihaplanmayı azaltarak Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltıyor.
Günde iki yumurta yemek günlük protein ihtiyacınızın %26sını karşılar ancak günlük önerilen kalori miktarının %10undan daha azını içerir. Bu yüzden yumurta kilo vermenize de yardımcı olabilir.
Protein bombası yumurta kemiklerinizi korur ve vücudunuzu kuvvetlendirir.
Yumurta sarısındaki antioksidan ve diğer besin maddeleri körlüğün başlıca sebebi olan maküler dejenerasyonu önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda retinayı güneşin UV ışınlarına karşı korur.
Öneri: Yarım düzine yumurtayı hafta başından haşlayın. Her gün bir tane tüketin ve sağlığınız için doğru bir adım daha atmış olun.
Krom Polinikotinat Alın
Uzmanlar, 2050 yılına kadar her 3 Amerikalıdan 1inin şeker hastası olacağını tahmin ediyor. Bu kronik hastalığı önlemede krom polinikotinatın hayati önem taşıyan bir besin takviyesi olduğu ortaya çıktı. Araştırmalara göre bu mineral insülin üretimini düzenlemeye, kan şekeri seviyesini düşürmeye ve zararlı etkilerine karşı korumaya yardımcı oluyor.
Öneri: Günde 200 mikrogram krom polinikotinat alın.
Kalp Atış Hızınızı Her Gün Kontrol Edin
Her gün kalbinizin atış hızını kontrol ederek kendinizi kalp krizi veya felç riskine karşı koruyabilirsiniz. Sayım işlemi ise çok basit: işaret ve orta parmağınızı tam başparmağınızın altından, el bileği kemiğinize yerleştirin. 10 saniye boyunca atışları sayın. Bu sayıyı 6 ile çarparak dinlenme halindeki nabzınızı elde edersiniz. Örneğin, 10 saniye içinde 6 kalp atışı saydıysanız ve 6 ile çarparsanız, bu dakikada 36 atışa denk gelir.
Yetişkinler için ortalama dinlenik kalp atışı dakikada 60-80 arasındadır. Eğer bayansanız ve dinlenme halindeki nabzınız 90ın üzerindeyse bir kalp rahatsızlığından dolayı ölme riskiniz 3 kat daha fazladır.
Yeni bir araştırmaya göre, kalp atış hızınız ayda 10 atışın üzerine çıkmaya devam ediyorsa, kalp hastalığı riskiniz %16 artıyor.
Öneri: Dinlenir haldeki nabzınızı her sabah yataktan kalkmadan önce ölçün. Eğer yüksekse veya her ay artmaya devam ediyorsa, doktorunuza başvurun.
Yediklerinize Pancarı Ekleyin
Yeşil sebzeleri tüketiyorsunuz, tamam. Ancak kırmızılara da yer vermeniz gerekiyor. Pancar, o güzel renginden çok daha fazla şey sunuyor. Kan damarlarının genişlemesine yardımcı olarak vücut boyunca kan akışının düzenlenmesini sağlıyor. Ayrıca vücuda oksijen sağlanmasına yardımcı olan ve anemiyi (kansızlık) önleyen demir bakımından zengindir.
Öneri: Pancar suyunuza, havuç, maydanoz ve elma da ekleyerek her gün içebilirsiniz. Yapımı da hem basit hem de masrafsızdır.
Kendinize Masaj Yaparak Stresten Kurtulun
Stres, vücudunuzun her bölümüne zarar verebilir ve kronik hastalıklara neden olabilir. Özellikle kadın olmak üzere birçok insan stresi ve gerginliği başlarında ve yüzlerinde tutuyor. İşte kendi kendinize uygulayarak stresinizi azaltabileceğiniz masaj:
Ellerinizi sanki iki başparmağınızı havaya kaldırmışsınız gibi yapın. Sonra bu şekildeyken ellerinizi yatay pozisyona getirin ve başparmaklarınızı burun köprüsünün yanlarına, kaş kemiğinin altına gelecek şekilde yerleştirin. 8-10 saniye boyunca bastırın ve nefes alın.
Daha sonra başparmaklarınızı ve işaret parmaklarınızı kaşlarınızın başlangıç yerinin birazcık üzerine getirin. 8-10 saniye boyunca nazikçe sıkın ve nefes alın.
Öneri: İkinci masaj tekniğini gün boyunca örneğin bilgisayar başında uzun süre boyunca oturduğunuz zaman uygulayın.
Dr. Mehmet Öz
Yüz Felcine Dikkat!
Soğuk havalarda etkisi çoğalan bu hastalık, yüzünüzün kısa süreliğine şeklinin bozulmasına neden oluyor.
Haber: Yüz Felcine Dikkat!
Soğuk algınlığı, grip ve zatürreden korunmak için kaşkolumuzu sıkı sıkı sarıp, eldivenimizi dahi giyiyoruz. Ancak bazen yüzümüzü tam olarak kurulamadan ya da saçlarımız ıslakken, başımıza bir kapüşon geçirip sokağa çıkıyoruz. Oysa yüz felci en çok soğuk havayı seviyor ve kendisine dikkat etmeyenleri seçiyor.
Soğuk hava yüz felci riskini artırıyor
Yüz felci, ani başlayan yüzün bir tarafındaki kasların felci ile seyreden bir hastalıktır. Beyinden çıkan 7. sinirin fonksiyonunun bozulması ile ortaya çıkar. Hastalanan kişi, yüzün bir tarafında, kaş kaldırma, göz kapatma ve ağız büzme hareketlerini yapmakta zorlandığını veya yapamadığını fark eder. Görülme sıklığı, yaşa ve yaşanılan coğrafyaya göre değişmekle birlikte, yılda 100 bin kişide 1535 kişidir. Genç ve orta yaşlı yetişkinlerde biraz daha sık görülür. Yüz felcinin vücutta sessiz duran herpes virüsünün tekrar aktif hale gelmesi ile oluştuğuna inanılır. Bu aktifleşme, sinirde enfeksiyon gelişimine, şişmeye, sıkışmaya ve nihayet fonksiyonunu yapamamaya neden olur.
Laboratuar ve klinik gözlemlerle, herpes virüsünü tekrar aktif hale getiren faktörler belirlenmiştir.
Bunlar;
Fiziksel durumlar: Radyasyon, travma, vücutta başka bir enfeksiyonun olması ve soğuk hava.
Psikolojik durumlar: Sosyal stresler.
Bağışıklığın etkilendiği durumlar: Kanser, yanık, AIDS, transplantasyon, kemoterapi.
Soğuk kış aylarında yüz felci, yaz aylarına göre daha sık görülmektedir. Soğuk havaya maruz kalma, yutaktaki yapıları etkileyip, herpes virusunun aktifleşmesine neden olabilir. Gündüz ve gece sıcaklığında büyük değişimler, açık alandaki soğuk havaya uzun süre maruz kalma veya sık sık aniden soğuk alana çıkma, soğuk havada açık pencereli bir arabada seyahat etme veya açık pencere önünde uyuma, yüzdeki damarlarda kasılmaya ve daralmaya neden olarak geçici olarak az kanlanmaya neden olabilir ve sonuçta sinir hücrelerinde herpes virusunun aktifleşmesine neden olabilir.
Kaşkol ile yüzünüzü koruyun
Yüz felcinden kısmen korunmak mümkündür. Yüzün ıslak ve nemli kalması soğuğun etkisinin artmasına neden olur. Bu nedenle yüzün ve saçların iyice kurutulması önemlidir. Evde, işyerindeve nakil araçlarında hava akımı olabilecek yerlerde bulunmaktan kaçınılmalıdır. Aşırı soğuk havaya çıkmak veya o ortamda bulunmak gerekiyorsa, soğuğun etkisini azaltacak kaşkol kullanmak gibi önlemler alınmalıdır.
Yüz felci genellikle iyileşen bir rahatsızlıktır. İyileşme sürecini hızlandıran kortizon ve anti viral ilaçları erken dönemde kullanmaya başlamak gerekir. Hastalık oluştuktan sonra da soğuktan korunmak, yüzün ve saçların nemli kalmamasına dikkat etmek çok önemlidir.
Ailenin Talebi Olursa İnceleme Yaparız
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aydın Menderes’e yanlış teşhis konulduğu ve yanlış tedavi uygulandığı yönündeki iddialarla ilgili olarak, “Ailenin talebi olursa inceleme yaparız” dedi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aydın Menderes’e yanlış teşhis konulduğu ve yanlış tedavi uygulandığı yönündeki iddialarla ilgili olarak, “Ailenin talebi olursa inceleme yaparız” dedi.
Erzurum’da düzenlenen “İnovasyona Dayalı Bölgesel Turizm Stratejisi ve Eylem Planı” kapanış konferansına katılan Bakan Akdağ, toplantı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Akdağ, bir gazetecinin, “Sayın Menderes’in eşinin ‘yanlış teşhis konuldu, yanlış tedavi yapıldı’ yönünde açıklaması oldu. Siz de tedavi hizmetleriyle yakından ilgilendiniz. Bu konuda soruşturma ya da inceleme yapılacak mı-” sorusu üzerine, ailenin talebi olursa inceleme yapacaklarını belirtti.
Bakan Akdağ, şunları kaydetti:
“Biliyorsunuz Sayın Aydın Menderes 34 gün Ankara Atatürk Araştırma Hastanesinde yattı. Oraya geldiği günden itibaren nakli sırasında eşi Ümran Hanım beni aramıştı. Naklini gerçekleştirdik. Oraya gelişinden itibaren arkadaşlarımız büyük bir itinayla tedavisini gerçekleştirdiler. Aile de yapılan hizmetten çok mutlu oldu. Rahmetli uzun süredir nörolojik açıdan bazı problemler yaşıyordu. Bunların tabii diğer hastalara göre tedavisi daha zordur. Kısa bir süre önce özel bir hastanede kalmıştı. Zannediyorum ifadeleri oradaki teşhisle alakalı. Ama o özel hastaneyle ilgili bir şey söylersem hastaneye haksızlık etmiş oluruz. Sonuçta çok iyi bir tedavi aldı, yoğun bakım hizmeti aldı.”
Bu arada eski başbakanlardan Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes için Fatih Camisi’nde düzenlenen cenaze töreni sona erdi.
Törenin ardından Aydın Menderes’in Türk bayrağına sarılı tabutu, musalla taşından alınarak tekbirler eşliğinde omuzlarda cenaze arabasına taşındı. Cenaze aracı daha sonra, Topkapı’daki Anıt Mezar’a gitmek üzere yola çıktı.
Bu arada, cenaze aracının arkasında ‘Aydın Menderes’ yazılı olduğu görüldü. – Erzurum
İlişkide Bunları Göz Ardı Etmeyin
İlişkide dikkat edilmesi gereken başlıca konular…
Sevgiliniz fazla konuşmayı sevmeyen ve sakin yapıda biriyse sürekli üzerine giderek “bir derdin mi var? Niçin konuşmuyorsun” gibi sözlerle onu bunaltmayın. Böyle davranmakla aslında iyilik yapılmadığını vurgulayan uzmanlar, erkeklerin, kadınlar kadar çok konuşmayı sevmediğine ve tek başlarına da çok mutlu olabildiğine dikkat çekiyor.
Onu çok seviyor ve merak ediyor olabilirsiniz ama bu onu günde 10 kez aramanızı gerektirmez. Özellikle işyerinden saat başı sevgilinizi arayıp onu kontrol etmeniz onu oldukça sıkabilir. Eğer aramadan duramıyorsanız, en azından vakti olup olmadığını sorun.
Hesabı genelde erkekler öder ancak bırakın bunu içinden geldiği için yapsın. Eğer her zaman hesap ödeme görevini ona bırakıyorsanız, kendilerini kullanılmış gibi hissederler. Zaman zaman siz de hesap ödemeyi teklif edin.
Bir tartışma sonrasında erkeklerin, hatalı olsalar da, ya hiçbir şey söylemediğini veya çok doğal şekilde özür dilediğini kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor:
“Sizden taş gibi duygusuz olmanız beklenmiyor, yeter ki tartışmalar sırasında duygularınıza hâkim olup bir yetişkin gibi konuşun. Erkekler gözyaşlarından etkilenir ve hiçbir erkek bir kadını ağlatmak istemez. Ne var ki, her şeye ağlarsanız, sizinle doğru dürüst konuşamayacak ve söylemek istediklerini söyleyemeyecektir.”
Erkeklerin, içlerinden geldiği gibi davranmayı sevdiğine ve sürprizlerle dolu bir hayat istediğine dikkat çeken uzmanlar, şunları kaydediyor:
“Siz cumartesi akşamlarının programını 3 hafta önceden yaparsanız, çok sevdikleri sürprizleri yaşayamazlar. Fazla üstlerine düşerseniz, hareketlerinin kısıtlandığını düşünürler. Uzun zamandır biriyle birlikte olan bir erkek bile özgürlüğünden kolay kolay vazgeçmez.
Eğer siz de planlama huyundan vazgeçemiyorsanız, en azından havayı yumuşatın. Ona öneri yapın, emir vermeyin. Böylece kendine de söz hakkı verdiğinizi düşünür ve rahatsız olmaz.”


