Rüyalar Hakkında Bilinmeyenler
üyalarımızın yüzde 90′ını unuturuz
Uyandıktan 5 dakika sonra rüyamızın yarısını unuturuz, 10 dakika sonra ise yüzde 90′ını.
Körler de rüya görür
Doğduktan sonra görme yeteneğini yitirenler rüyalarında görsel imgeler görebilir. Doğuştan görme engelli olanlarsa resim göremez; ancak aynı seviyede koku, ses, dokunma ve duyguları hisseder.
Herkes rüya görür
Aşırı psikolojik sorunları olan insanlar dışında herkes rüya görür. Eğer rüya görmediğinizi düşünüyorsanız, aslında rüyalarınızı unutuyorsunuzdur.
Rüyalarda sadece bildiğimiz yüzleri görürüz
Zihnimiz yüzler yaratmaz. Rüyada gördüğümüz yüzler hayatımızda karşılaştığımız ama hatırlamadığımız ya da kime ait olduğunu bilmediğimiz yüzlerdir. Hepimiz hayatımız boyunca binlerce yüz gördüğümüz için, rüyalarımızda da limitsiz yüz görme yeteneğine sahibiz.
Herkes renkli rüyalar görmez
Gözleri gören insanların yüzde 12′si rüyalarını siyah-beyaz görür, geri kalanlarsa renkli. 1915 ile 1950 yılları arasında yapılan araştırmalara göre rüyaların büyük çoğunluğu siyah-beyaz görülüyordu. Ancak sonuçlar 1960′lı yıllardan itibaren değişmeye başladı. Günümüzde 25 yaşın altındaki insanların sadece yüzde 4.4′ü rüyalarını siyah beyaz görüyor. Son araştırmalar bu değişikliğin nedenini siyah-beyaz film ve televizyondan renkli görüntüye geçmemize bağlıyor.
Rüyalar simgeseldir
Belirli bir nesne veya olay içeren rüya, genellikle doğrudan o nesne veya olayla ilgili değildir. Rüyalar simgesel bir dille konuşur. Rüyalarınız hangi imgeyi görürse büyük ihtimalle o imgeyi temsil etmiyordur.
Duygular
Rüyalarda en çok hissedilen duygu endişedir. Negatif duygular pozitif duygulardan daha sık görülür.
Her gece dört ila yedi rüya görürüz
Ortalama olarak her gece bir iki saat arayla rüya görürüz.
Hayvanlar da rüya görür
Bir çok hayvan üzerinde yapılan araştırmalar, hayvanların da insanlar gibi uykularında rüya gördüklerini ortaya koymuştur. Bir köpeği uyurken izlerseniz, birini takip eder gibi ayaklarını veya patilerini oynattığını görebilirsiniz.
Bu Köyde Sigara İçene Kız Bile Vermiyorlar
Kastamonu’nun Taşköprü ilçesine bağlı Ortaöz köyünde sigara içene kız bile vermiyorlar
Bu Köyde Sigara İçene Kız Bile Vermiyorlar
Kastamonu’nun Taşköprü ilçesine bağlı Ortaöz köyünde köy muhtarlığınca sigara içilmesinin yasaklandığı ve 6 yıldır sigara içilmediği haberini 26 Şubat 2009 İHA imzasıyla tüm Türkiye öğrenmişti.
Dün Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Türkiye’nin havasının dumansız hava sahası olmasının 4. Yılı sebebi ile düzenlenen programa katıldı Akdağ, Türkiye’de 2008 yılında yüzde 31′lerde olan sigara kullanımı 2010 yılında yüzde 27′lere kadar düştüğünü ifade etti.
Dumansız hava sahasının 4. yılı nedeniyle Rixos Otel’de düzenlenen törene Sağlık Bakanı Recep Akdağ, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl ve Yeşilay Başkanı Muharrem Balcı da katılmıştı.
Bakan Akdağ, programda Türkiye’de 4 yıl önce birçok vatandaşın sigara dumanından rahatsız olduklarını anlatarak, kendilerinden yardım istediklerini anlatmış ve İHA’nın Şubat 2009′da yaptığı haberle Türkiye’de sigara içilmeyen köy olarak gündeme getirdiği Kastamonu Taşköprü’ye bağlı Ortaöz köyü muhtarı Mahmut Sezer’de davet edildi.
SİGARAYI YASAKLAYAN MUHTARLARA PLAKET
Bakan Akdağ, daha sonra Türkiye’nin bazı köylerinde sigarayı yasaklayan muhtarlara plaket verdi. Bunlardan biride İHA’nın haberiyle gündeme gelen Kastamonu Taşköprü Ortaöz köyü muhtarı Mahmut Sezer oldu. Sezer köylerinde 8 yıldan bu yana sigara içirmediklerini ifade ederek, Sağlık Bakanlığının bu çalışmasına destek verdiklerini söyledi.
Öte yandan, sigara dumanının olmadığı köyde sigara içene kız bile verilmediği öğrenildi.
96 yaşındaki nineye tecavüze 26 yıl hapis
Yaşlı kadın sanığın ceza aldığını göremeden öldü
96 yaşındaki nineye tecavüze 26 yıl hapis
Neşet KARADAĞ / ADANA (AHT)
Adana’da 96 yaşındaki Ayşe U.’nun küpelerini gasp ettikten sonra tecavüz ettiği iddia edilen 20 yaşındaki Mehmet Fatih Ataş, 26 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ayşe U., sanığın aldığı cezayı göremeden yaşamını yitirmişti. Sanık Ataş ise son savunmasında suçsuz olduğunu savunup, vicdanının rahat olduğunu söyledi.
İddiaya göre Demetevler Mahallesi’nde 6 Ekim 2010′da tek başına yaşayan Ayşe U.’nun evine giren Mehmet Fatih Ataş, zorla yaşlı kadının küpesini gasp etti. Ardından da iddiaya göre, tecavüz edip kaçtı. Polis, yaşlı kadının üzerinde bulunan sperm örneklerinden yola çıkarak sanığa ulaştı. Bir hırsızlık suçundan yakalanan Fatih Ataş’dan alınan kan ve sperm örneklerinin DNA’sı yaşlı kadından alınan örneklere uydu. DNA uyuşması üzerine tutuklanan ve hakkında ?Nitelikli yağma, nitelikli cinsel saldırı, nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme’ suçlarından 39 yıla kadar hapis cezası istemi ile Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan Ataş karar duruşmasına çıktı.
26 YIL HAPİS
Son savunmasında iftiraya kurban gittiğini tekrarlayan Ataş, “M.Ali Ş. adlı kişi bana esrar sattırmak istiyordu. Satmayınca iftira atıp beni suçladı. Tanımadığım ninem, atam yaşındaki kadına tecavüz etmedim” diyerek beraatini istedi. Son sözünde ise, “Ben yapmadım. Vicdanen rahatım. Beni buraya düşürenler utansın”dedi. Mahkeme heyeti, Ataş’ı, suçlu bulup, ?gasptan’ 13 yıl, ?tecavüzden’ 12 yıl ve ?mala zarar vermek’ suçundan da 1 yıl 3 ay olmak üzere toplam 26 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum etti.
SANIĞA VERİLEN CEZAYI GÖREMEDİ
Ayşe U., 24 Ağustos 2011′de hayatını kaybetmesi nedeniyle sanığa 26 yıl hapis cezası verilmesini göremedi. Geçtiğimiz yıl Mart ayındaki duruşmaya tekerlekli sandalye ile getirilen Ayşe nine, sanığı teşhis etmiş, yatağında tesbih çekerken sanığın pencere demirini kırarak içeriye girdiğini de belirterek, “Hırsız olduğunu söyleyip para istedi. Olmadığını söyleyince bıçak zoruyla küpelerimi aldı. Sonra da elbiselerimi parçalayıp, namusumu kirletti. 2-3 kez de yumrukla vurdu” demişti. Ayşe U., “Bu yaşta namusumu kirletti. Şikayetçiyim” diyerek sanığın yüzüne tükürmüştü.
Güçlükonak’taki JİTEM kazısı ertelendi
Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde geçtiğimiz gün başlanan ve dün 3 cesede ulaşılan kazılara bugün güvenlik nedeniyle ara verildi
20 Ocak 2012 Cuma, 10:56:00
Güçlükonak’taki JİTEM kazısı ertelendi
Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde dün başlayan kazı çalışması güvenlik sebebiyle ertelendi. Kazı çalışmasında üç ceset bulunmuştu.
Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde dün Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığının kararı ile başlatılan kazı çalışmalarında elbiseleri ile gömülü üç ceset bulundu. Bugün devam etmesi beklenen kazı çalışması güvenlik gerekçesiyle ertelendi.
Güçlükonak’ta 1990 yıllarda gözaltına alındıktan sonra kendilerinden haber alınamayan dört köylü için Küpeli Dağı-Gabar Dağı arasında yer alan Yağızoymak köyü ile Jandarma Tabur Komutanlığı arasındaki boş arazide dün yapılan kazı çalışmalarında giysileri ile birlikte gömülmüş halde 3 ceset bulundu. Kazı çalışmalarını izleyen kayıp yakınları cesetleri elbiselerinden teşhis etti. Cesetler kimlik tespiti ve DNA testi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Geri kalan kazı çalışmaları güvenlik nedeni ile başka bir güne ertelendi.
CHA
Anahtar Kelimeler
şırnak, Güçlükonak, JİTEM
Suriye Ordusu Türkmenleri Vurdu
Suriye ordusunun bu sabaha karşı Humus şehrindeki Bab-ı Amr mahallesini tanklarla vurduğu iddia edildi.
Suriye Ulusal Konseyi Dış İlişkiler Komitesi üyesi Dr. Halit Hoca, Suriye ordusunun 4. Tugay 138. Alayına bağlı tankların Humus’un Türkmen mahallesi Bab-ı Amr’a bu sabaha karşı bir saldırı düzenlediğini öne sürdü.
Halit Hoca, bölgeden aldıkları bilgiye göre, bu sabaha karşı gerçekleşen saldırıda en az 50 kişinin öldüğünü söyledi. Hoca, saldırıya uğrayan mahallede enkaz altında başka ölülerin de olabileceğini bildirdi.
Osmanlı Arşivleri ‘Soykırım’ İddiasını Yalanlıyor
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde bulunan belgelere göre, Ermenilerle ilgili ‘katliam’ değil, planlı bir sevk ve iskan kararı alınmış.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nde bulunan belgelere göre, Ermenilerle ilgili ‘katliam’ değil, planlı bir sevk ve iskân kararı alınmış. Hatta söz konusu karardaki kurallara uymayan 1.673 devlet görevlisi yargılanırken, 12 kişi de bu kapsamda idam edilmiş.Fransa Ulusal Meclisi’nin ‘inkâr tasarısı’nı kabulüyle birlikte yeniden gündeme gelen ‘Ermeni soykırımı’ iddiaları, yıllarca tarihçilerden çok siyasetçiler tarafından kullanıldı. Bu durumun yanlışlığına dikkat çeken Türkiye Cumhuriyeti, iddiaların asılsız olduğunu göstermek için arşivlerini açtığını bütün dünyaya ilan etti.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, Cumhuriyet ve Osmanlı dönemine ait yaklaşık 130 milyon belge ve 497 bin defter bulunuyor. Osmanlı Devleti’nin Ermenilerle ilgili planlı bir sevk ve iskân kararı aldığının görüldüğü belgelerde, ‘katliam veya imha’ adına en ufak bir kayıt ya da ipucu bulunmuyor. Hatta adı geçen sevk ve iskân kararına göre, kurallara uymayan 1.673 devlet görevlisi yargılanmış. 12 kişi bu kapsamda idam edilmiş.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, arşiv malzemesi bakımından büyük bir zenginliğe sahip olan Türkiye, Osmanlı’dan devralınan büyük arşiv mirasıyla, bugün dünyanın en zengin arşiv potansiyeline sahip sayılı ülkelerinden biri durumunda. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün envanterinde bulunan tüm belgeler özel olarak yapılan iklimlendirme sistemine sahip depolarda muhafaza ediliyor. Cumhuriyet arşivindeki yaklaşık 30 milyon, Osmanlı arşivinde ise yaklaşık 100 milyon belgenin tasnif çalışmaları devam ediyor. Buna göre, Osmanlı arşivinde yaklaşık 30 milyon belge tasnif edilerek araştırmaya açıldı, yaklaşık 6 milyon belge de dijitalleştirildi. Cumhuriyet arşivinde ise 12 bin belge tasnif edilerek araştırmaya açıldı. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik koşullardan etkilenen arşiv malzemesinin ise restorasyonu uzman personel tarafından titizlikle devam ediyor.
Fransa Ulusal Meclisi’nde 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasa teklifinin kabul edilmesiyle yeniden gündeme gelen Ermeni meselesine ilişkin kurumun 20′ye yakın yayını bulunuyor. Osmanlı Devleti’nin Ermenilerle ilgili planlı bir sevk ve iskan kararı aldığının görüldüğü Osmanlı arşivindeki belgelerde, devletin katliam veya imha kararı aldığı yönünde en ufak bir kayıt ya da ipucu yer almıyor. Aksine, arşiv belgelerine göre, sevk ve iskan kararındaki kurallara uymayan 1673 devlet görevlisi yargılandı, 12 kişi de bu kapsamda idam edildi. 1914-1921 yılları arasında Ermeni çetelerinin saldırılarında 518 bin 105 Müslüman öldürüldü. Yine Rus ve Ermeni saldırılarında 1 milyon 604 bin Müslüman iç bölgelere göç etti. Bu göç esnasında 701 bin kişi de hayatını kaybetti.
BELGELER AÇILDI, İSTEYEN HERKES GÖREBİLİR
Bazı ülkelerce siyasi ve ideolojik yaklaşımla ele alınan Ermeni konusunun da tarihin asıl kaynaklarına dayanılarak objektif bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla konuyla ilgili belgeler tasnif edilerek, araştırmaya açıldı. Araştırmacılara yönelik ise hiçbir sınırlama ve zorluk uygulanmıyor. Osmanlı döneminde arşivde araştırma izinleri padişah tarafından veriliyordu. Kurum, Ermeni meselesinin yanı sıra Kıbrıs, Musul-Kerkük, Balkanlar dahil çeşitli konularda bilimsel ve belgesel eserler yayınlamayı sürdürüyor. Belgelerden, 16. yüzyılda Kerkük’ün etnik durumunu gösteren yayında da Kerkük’ün bir Türk şehri olduğu görülüyor.
Arşivdeki belgelerin önemli bir kısmı Osmanlı Türkçesi ile yazıldığından metinleri okuyup anlayabilmek için Osmanlı Türkçesi bilmek önem kazanıyor.
Ailenin Talebi Olursa İnceleme Yaparız
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aydın Menderes’e yanlış teşhis konulduğu ve yanlış tedavi uygulandığı yönündeki iddialarla ilgili olarak, “Ailenin talebi olursa inceleme yaparız” dedi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aydın Menderes’e yanlış teşhis konulduğu ve yanlış tedavi uygulandığı yönündeki iddialarla ilgili olarak, “Ailenin talebi olursa inceleme yaparız” dedi.
Erzurum’da düzenlenen “İnovasyona Dayalı Bölgesel Turizm Stratejisi ve Eylem Planı” kapanış konferansına katılan Bakan Akdağ, toplantı çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Akdağ, bir gazetecinin, “Sayın Menderes’in eşinin ‘yanlış teşhis konuldu, yanlış tedavi yapıldı’ yönünde açıklaması oldu. Siz de tedavi hizmetleriyle yakından ilgilendiniz. Bu konuda soruşturma ya da inceleme yapılacak mı-” sorusu üzerine, ailenin talebi olursa inceleme yapacaklarını belirtti.
Bakan Akdağ, şunları kaydetti:
“Biliyorsunuz Sayın Aydın Menderes 34 gün Ankara Atatürk Araştırma Hastanesinde yattı. Oraya geldiği günden itibaren nakli sırasında eşi Ümran Hanım beni aramıştı. Naklini gerçekleştirdik. Oraya gelişinden itibaren arkadaşlarımız büyük bir itinayla tedavisini gerçekleştirdiler. Aile de yapılan hizmetten çok mutlu oldu. Rahmetli uzun süredir nörolojik açıdan bazı problemler yaşıyordu. Bunların tabii diğer hastalara göre tedavisi daha zordur. Kısa bir süre önce özel bir hastanede kalmıştı. Zannediyorum ifadeleri oradaki teşhisle alakalı. Ama o özel hastaneyle ilgili bir şey söylersem hastaneye haksızlık etmiş oluruz. Sonuçta çok iyi bir tedavi aldı, yoğun bakım hizmeti aldı.”
Bu arada eski başbakanlardan Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes için Fatih Camisi’nde düzenlenen cenaze töreni sona erdi.
Törenin ardından Aydın Menderes’in Türk bayrağına sarılı tabutu, musalla taşından alınarak tekbirler eşliğinde omuzlarda cenaze arabasına taşındı. Cenaze aracı daha sonra, Topkapı’daki Anıt Mezar’a gitmek üzere yola çıktı.
Bu arada, cenaze aracının arkasında ‘Aydın Menderes’ yazılı olduğu görüldü. – Erzurum
Ermenistan ve Fransa’ya Meksika Şoku!
Meksika’nın bu kararı Ermenistan ve Fransa’yı epey şasırttı..
Fransa Meclisi’nin ‘sözde Ermeni soykırımı iddialarını inkâr edenlere hapis cezası öneren’ yasa tasarısını kabul etmeye çalıştığı bir sırada Meksika Kongresi Ermenistan’ı ve Paris’i şok edecek bir karar kabul etti.
Meksika Kongresi, silahlı Ermeni güçlerinin Azerbaycan’ın Hocalı kentinde yaptıkları katliamı kınayan bir karar kabul etti. Meksika,’Hocalı katliamını’, ‘soykırım’ niteliğinde değerlendirdi.
Azeri Apa Ajansı tarafından Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’na dayandırılarak verilen haberde, MeksikaKongresi’nin, ‘Ermenilerin Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 20′sini hala işgal altında tuttuğu, bir milyona yakın insanın mülteci durumunda olduğu, taraflar arasında ateşkes olmasına rağmen Ermenistan’ın bunun ihlal ettiği ve Azeri halkına hala zarar verdiği’ şeklinde bir kınama metnini kabul ettiği belirtildi.
Meksika Kongresi kınamasında, Ermeni silahlı kuvvetlerince kategorik olarak yapılan işgalde özellikle Hocalı’da işlenen katliamın soykırım niteliğinde olduğunu vurgulandı.
Ayrıca Meksika’nın, Ermeni hükümetinden, Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde işgal ettiği Azeri topraklarından askerlerini çekmesini istediği de aktarıldı.
26 Şubat 1992 yılında Ermeniler tarafından 83′ü çocuk ve 106′si kadın olmak üzere toplam 613 kişi Hocalı’da öldürülmüştü. Bölgede bin 275 Azeri vatandaşı kişi esir düşmüş ve 150 kişi ise hala kayıp.


