Beyti Tarifi
26 Aralık 2011 Yazan Atesdagli
Kategori Yemek tarifleri
Beyti severlere müjde. İşte evde kolayca hazırlayabileceğiniz Beyti…
Malzemeler
Köftesi için;
500 gr kıyma
2 dilim ufalanmış ekmek içi
1 adet kuru soğan
3 diş sarımsak
1 adet yumurta sarısı
Karabiber, pul biber, tuz
Hamuru için;
Yarım kg un
1 çorba kaşığı maya(yaş maya da olur kuru maya da)
1 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar su
Sosu için;
2 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı salça
Yarım çay bardağı sıcak su
Tuz
İsteğe göre pul biber
Yoğurt
Hazırlanışı
Ilık su içinde mayayı eriterek, unu ve tuzu ekleyip yumuşak bir hamur elde edin. Üzerini örtüp bir saat kadar mayalanmasını bekleyin. Hamur yapmak istemeyenler fırından hazır ekmek hamuru alabilirler. Bu hamurdan çok büyük olmayan(yumurtadan biraz büyük) bezeler yapın. Bunları oklavayla açın, saç veya tavada lavaşları hazırlayın.
Köfteler için soğanı robotta çekin, sonra tüm malzemeleri karıştırın. İsterseniz maydanoz da ekleyebilirsiniz. Karışımı iyice yoğurun ve ince uzun köfteler hazırlayarak kızartın. Her köfteyi bir lavaşın içine yerleştirerek rulo şeklinde sarın ve daha sonra bunları yaklaşık 2 cm genişliğinde keserek tabağa koyun. Üzerine biraz tuz ile çırpılmış olan yoğurdu gezdirin, son olarak da salça ile yapmış olduğunuz sosu ekleyin.
Süslemek için domates, biber, nane veya maydanoz kullanabilirsiniz. Yanında bulgur pilavı ile servis ediniz.
Zayıflamaya Yardımcı Olabilecek Besinler
Uzmanlara göre; zayıflamak isteyenler bu besinleri sofralarından eksik etmemeli.
Yeşil çay
Büyük boy bardak buzlu yeşil çay veya bir büyük bardak sıcak yeşil çay içmek farklılığı başlatabilir. Yapılan son çalışmalarda gönüllü olarak 3 ay boyunca her gün bir şişe yeşil çay içenler, diğer gruba oranla daha fazla yağ kaybetmiştir. Araştırmacılara göre yeşil çayın içinde bulunan kateşinler (yararlı bir fitokimyasal) kalori yakımını sağlayıp, kilo kaybını artırmıştır.
Çorba (Et veya balık suyuna bol domatesli çorba)
Ana yemeğe başlamadan önce içilen et veya balık suyuna bol domatesli çorba kişiye doygunluk hissi verir. Böylece kişi ana yemeğe geçişte kendisini tok hissettiği için daha az kalori alma eğiliminde olur. Düşük kalorili çorbalar açlığı bastırmakta çok işe yarar.
Yeşil salata
Düşük kalorili salatalar ana yemek öncesi kendinizi doymuş hissettirecek bir başka iyi seçenektir. Yapılan bir araştırmaya göre yemekle birlikte yenen düşük kalorili küçük salata, öğünde alınan toplam kaloriyi yüzde 7, büyük bir salata ise yüzde 12 azaltabiliyor. Ancak araştırmanın sonuçları yüksek kalorili salatalar için tersinin doğru olduğu ortaya koydu. Öğün sırasında yenen yüksek kalorili küçük bir salata alınan kaloriyi yüzde 8 artırırken, büyük bir salata yüzde 17 artırıyor. “Sağlıklı bir salata nasıl hazırlayabilirim” diye düşünüyorsanız; taze ıspanak yaprakları (2 bardak dolusu), 1 orta boy salatalık, 1 orta boy domates ve 1 /4 bardak rendelenmiş havuçla yaklaşık 70 kalorilik, 5,5 gram lif içeren sağlıklı bir salata hazırlayabilirsiniz.
Yoğurt
Yağsız yoğurdun içindeki kalsiyumun zayıflatıcı etkisi olduğu çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Bir çalışmaya göre günde 3 porsiyon yüksek kalsiyumlu ve yağsız yoğurt tüketen obez bireyler, düşük kalsiyum ve yağlı yoğurt tüketen obezlere göre yüzde 22 daha fazla kilo ve yüzde 61 daha fazla vücut yağı kaybetmiştir. Burada en etkileyici sonuç ise yüksek kalsiyumlu, yağsız yoğurt yiyenlerin yüzde 81 daha fazla trunkal (karın bölgesindeki) yağ kaybetmeleridir. Yoğurt hem karbonhidrat hem de proteini bir arada bulundurduğu için kan şekeri regülasyonunda ve açlık kontrolünde etkili olmaktadır.
Kuru baklagiller
Kuru baklagiller içeriğindeki lifler dolayısıyla kendinizi tok hissetmenizi daha çabuk sağlar. 1,5 bardak barbunya yaklaşık 8 gram lif, 7 gram protein ve yaklaşık 110 kalori içerir. Baklagilleri yemek olarak tüketebileceğiniz gibi haşlayıp, salata ve çorbalarınızın içine de ekleyebilirsiniz.
Su
Suyun süper besin olarak kabul edilmesinin en önemli nedeni “0” kalori olmasıdır. Eğer yüksek kalori içeren içeceklerden tüketirseniz bunu dengeleyebilmek için daha az yemek zorunda kalırsınız. Araştırmalar gösteriyor ki karbonhidratları içmektense yemek daha iyidir. Su, tüm vücut fonksiyonları için önem taşır ve günün her saatinde tüketilebilir. Suyunuzu sade olarak içmekten hoşlanmıyorsanız, içinde taze meyve dilimleri bekleterek tüketebilirsiniz.
Kilo Vermenize Engel Gizli Tuzaklar
Kilo vermek söz konusu olduğunda sadece dikkatli ve düzenli beslenmek yeterli olmayabilir.
Soğuk algınlığına kapıldıysanız…
Sık sık burnunuzu çekmeniz ve öksürmeniz daha çok yemek yemenize neden oluyor. Ancak hastayken tükettiğiniz tostun içindeki peynirin kilo aldırmadığını da ekleyelim! Çok sık rastlanan AD-36 virüsü de kilo aldırabiliyor. Obezite sorunu yaşayanlar üzerinde yapılan araştırmalar, bu hastaların yüzde 30’unun vücudunda AD-36 virüsü olduğunu saptadı. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda ise AD-36 virüsünün vücuttaki yağ oranını artırdığı kanıtlandı. “Nedenleri ve etkileri daha kesinleşmemekle birlikte yapılan araştırmalar aşırı kilolu olanların ve obezite hastalarının büyük bir kısmının bu virüsü taşıdığını işaret ediyor” diyen Adam Walsh, Victoria’s Deakin Üniversitesi’nde Sağlık Bilimi eğitimi veriyor. Bu virüse karşı korunmak için bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz gerekiyor. Sık sık elinizi yıkayabilir ve nezle olan kişilerle aynı havayı solumamaya çalışabilirsiniz.
Geç saatlere kadar laptop ile çalışıyorsanız…
Uyumadan önce kucağınızda laptop’ınız ile online alışveriş, sörf ya da chat yapıyorsanız, yediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor! Kuzey Avustralya Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Siobhan Banks; “Parlak ışık melatonin hormonu üretiminde yavaşlamaya neden oluyor ve bu hormon uykunuzun gelmesini hızlandırıp, düzenli bir uyku rutini oturtmanıza da neden oluyor” diyor. Chicago Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yaptığı araştırmalar ise altı saatten az uykunun ensülin oranında yüzde 40’lık bir azalmaya ve bununla birlikte kilo alımıyla diyabete karşı eğilimin meydana gelmesine neden olduğunu gösteriyor. Bu nedenle akşam sekizden sonra çok aydınlık ortamlarda bulunmaktan kaçının ve daha çok masa üstü aydınlatmalarını tercih etmeye özen gösterin. Ayrıca da bilgisayar ekranının ışığını kısarak akşam geç saatlere çalışmak yerine erken yatın ve sabah erken kalkıp çalışmayı deneyin.
Evhamlıysanız…
Harvard Üniversitesi’nin yaptığı son araştırmalara göre kadınların yüzde 52’si işten evliliğe kadar birçok konuda oldukça evhamlı! Üstelik aynı araştırma evhamla birlikte ortaya çıkan stresin kilo alımına neden olduğunu da gösteriyor. Neden mi? Stresli olduğumuzda yemek yapmakla uğraşmamak için hazır yiyeceklere yöneliyor ve daha çok kalorili besinler tüketiyoruz. Üstelik stres karın bölgesinde yağ oluşumuna neden olan kortizon hormonunun vücutta daha çok salgılanmasına neden oluyor. Eğer mümkünse her gün meditasyon yapmaya ve kendinizi küçük ayrıntılar nedeniyle endişelendirmemeye özen göstermelisiniz. Tıpkı Psikolog Dr. Leah Brennan’ın da dile getirdiği gibi; “Yeri geldiğinde ‘hayır’ demeyi öğrenmeli, her gün kendinize sakinleşmek için kitap okumak ve sıcak banyo yapmak için zaman ayırmalısınız. Vereceğiniz küçük molalar ise daha büyük olayları daha sakin karşılamanızı sağlayacaktır.” Ancak küçük molalar ile rahatlamakta zorlanıyorsanız, daha kesin sonuçlar için bir psikolog ile görüşmenizde fayda var.
Gürültülü ortamlarda bulunuyorsanız…
Bir dakikalık sessizliğe dahi hasret misiniz? O zaman karın bölgenizde meydana gelen yağların nedeni keşfedildi demektir! Marie Claire’in haberine göre; Penn State Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada az seviyede bile olsa sürekli gürültülü ortamlarda bulunan kişilerin daha çok yemek yediğini ve şekerli gıdalar tüketmeyi arzuladığı görülüyor. Koşu sırasında rahatlamak için iPod’unuzdan dinlediğiniz müziğin dahi kimi zaman yağlanmaya neden olduğu belirtiliyor. Her kadar müzik dinlerken rahatladığınızı ve daha iyi çalıştığınızı düşünseniz, bazen hafif bir müziğin bile şaşırtıcı tehlikeleri bulunuyor. Bu nedenle hayatınızdaki bazı sesleri kısa süreliğine de olsa yok etmelisiniz! Arada sırada telefon ile radyonuzu kapatabilir ya da televizyonun sesini kısabilirsiniz. Bu küçük değişimlerin bile çok büyük farklar yaratacağını göreceksiniz.
Odanız ideal sıcaklıktaysa…
Son 30 yılda ev ve iş yerlerimizdeki sıcaklık altı derece arttı ve London College Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalara göre bu durum metabolizmamızın bizi sıcak ya da soğuk tutmak için daha az çalışmasına neden oluyor. Ayrıca metabolizma hızındaki bu yavaşlama daha az enerji tüketimine ve daha yavaş bunun sonucunda daha az yağ yakımına da yol açıyor. Eğer kilo almak istemiyorsanız, kalorifer ya da havalandırmanın derecesini birkaç derece indirerek metabolizmanızı daha hızlı çalışmasını sağlayabilirsiniz.
Arkadaşlarınız yemek yemeyi seviyorsa…
2007 yılında dünya genelinde yapılan araştırmalar aşırı kilolu kişilerle arkadaş olanların bu arkadaşlıkları başladıktan sonra kilolarında ciddi bir artış meydana geldiği görülüyor. Bu durum tabii ki psikolojik! Genellikle birçok kişi yakın çevresindekilerin alışkanlıklarına zamanla sahip olmaya başlıyor. Televizyon seyrederken cips ya da patlamış mısır yemek, aşırı tatlı tüketmek ve gazlı içecekler içmek de bu alışkanlıklar arasında yer alıyor. Ayrıca bazen tok olmanıza rağmen arkadaşınızın zorlamasıyla kendinizi aşırı abur cubur tüketimi yaparken bulabilirsiniz. Bu tip sorunların genellikle ofis ortamlarında karşımıza çıktığını unutmayınız. Bu nedenle eğer etrafınızda yemek yemekten hoşlanan kişiler varsa, kendinizi mutlaka kontrol etmelisiniz. Sürekli dışarıda yemek yerine evde sağlıklı yemekler pişirmeye ve yemek sonrası abur cubur yerine meyve tüketmeye özen göstermelisiniz.
Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Gebelik dönemi boyunca dikkat etmeniz gereken bir kaç husus.
Yolculuk: Otomobil yolculuğunda emniyet kemeri karın altından ve üst kalçayı çaprazlayacak şekilde yerleştirilmeli ve rahat olmalıdır. Omuz bölümü göğüslerin arasına gelmelidir.
Uçak yolculuğu: Sağlıklı gebelerde 36’ncı gebelik haftasına kadar herhangi bir zararlı etkisi yoktur. Yolculuk esnasında saatte bir yürüyüş, rahatlatıcı hareketler yapılmalıdır.
Cinsel ilişki: Sağlıklı gebelerde zararsızdır. Düşük ve erken doğum riski olduğunda cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.
Diş bakımı: Gebelik öncesi diş muayenesi mutlaka yapılmalı ve iyi bir diş hijyeni konusunda gebe teşvik edilmelidir. Kötü ağız sağlığı, erken doğumdan sorumlu olabilir. Gebelikte diş röntgenleri de dahil tüm diş tedavileri bir engel yoktur.
Aşılanma: Difteri, tetanoz gibi aşıların gebelik sırasında yapılmasında sakınca yoktur ve özellikle de aşılanmalıdır. Grip aşısı, grip mevsimi süresince gebe olabilecek tüm kadınlara yapılmalıdır. Gebeliğinde aşılanan kadınların çocuklarının ilk 6 ay içinde grip ve solunum yolu hastalığı riskinde yüzde 63 azalma tespit edilmiştir. Diğer bütün aşılar uygun endikasyon olduğunda yarar zarar oranları değerlendirilerek doktor tavsiyesine göre yapılabilir.
Kafein: Aşırı kafein tüketimi plasenta kan akımını azalttığı için bebeğin düşük doğum ağırlıklı olarak doğma riski artar. ABD Diyetisyenler Birliği, gebelik boyunca kafein alımını günlük 500 mg’dan az olacak şekilde sınırlandırmıştır (2 fincan kahve).
Bulantı ve kusma: Gebeliğin başlangıcı ile 14-16’ncı haftalara kadar devam eder. Bazı kişilerde kanser kemoterapisi gören hastalarınkine benzer karakter ve yoğunlukta olduğu şeklinde tanımlanır. Tedavi ile nadiren tam olarak iyileşir, genellikle rahatsızlık hissi biraz azaltılabilir. Sık aralıklarla az yeme, doyunca yemeği bırakma önemlidir. Zencefil ve B6 vitamini içeren bira mayası ve mayalı ekmek, tedaviye destek amacıyla kullanılabilir. Aşırı durumlarda hastanede tedavi edilmesi gerekebilir.
Sırt ağrısı: Belli dereceye kadar gebelerin yüzde 70’inde vardır. Aşırı gerilme veya yorgunluk, aşırı eğilme, ağır kaldırma veya yürüme sonrası hafif derecede ağrılar olabilir. Kilolu olmak da bel ağrılarını artırır. Ağrılı kadınların yerden bir şey alırken eğilmeden çömelerek alması, otururken sırtlarını bir yastık ile desteklemeleri, yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmaları ağrıları azaltabilir. Şiddetli ağrı durumlarında, kuyruk sokumu ve kalçaya vuran ağrılarda mutlaka ortopedik muayene yapılmalıdır.
Varisler: Genellikle yapısal yatkınlığa bağlı olarak gelişir. Uzun süre ayakta durma, gebelik, aşırı kilo ve ilerleyen yaşla birlikte artar. Bacakların yükseltilmesi, elastik çorapların kullanılması ilk aşamada yapılacak tedavilerdir. İleri durumlarda ilaç tedavisi veya nadiren cerrahi müdahale gerekebilir.
Hemoroidler: Makattaki venlerin varisleridir. Lokal ilaç tedavileri, sıcak uygulamalar ve dışkı yumuşatıcı ilaçlar ile tedavi edilirler. Hemoroidlerdeki ağrılı ve iltihaplı kan pıhtılaşmalarında cerrahi tedavi yapılabilir.
Mide yanması: Yemek borusuna mide içeriğinin geçmesi sonucu oluşur. Az ve sık yeme, eğilme ve düz yatmaktan kaçınma ile hafifletilebilir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisi yapılabilir.
Aşırı tükrük salgısı: Bazı gebelerde ortaya çıkar. Nişastalı besinler tükrük salgısını artırabilir. Sık tükürme gereksinimi oluşan bazı gebelerde havuç, salatalık, naneli veya zencefilli pastiller faydalı olabilir.
Uykusuzluk ve yorgunluk: Gebeliğin erken dönemlerinde birçok kadın yorgunluk ve uykusuzluk çeker. Progesteronun uyku getirici etkisi vardır ama REM uykusu denilen kaliteli uyku dönemi azalır ve dinlenmemiş şekilde kalkar. Buna bağlı olarak sabah rahatsızlıkları ortaya çıkar. Gün boyunca kısa uykular ve yatarken hafif rahatlatıcı ilaçlar faydalı olabilir.
Akıntı: Gebelikte artan östrojene bağlı olarak rahim ağzı ve vajen salgısının artması sonucu oluşur. Aşırı miktarda, kokulu ve renkli olanlar enfeksiyona bağlı olabilir ve tedavi edilmelidir.
Kordon kanı bankacılığı: Çocuklarda ve erişkinlerde kan kanserleri ve bazı genetik hastalıkları tedavi etmek için göbek kordonundan elde edilen kanın transplantasyonu yapılabilmektedir. İki çeşit kordon kanı bankası bulunur.
Genel bankalar, kan ürünleri bağışına benzer şekilde, akraba ya da akraba olmayan alıcıların kullanımı için bağış yaparlar. Özel bankalar ise, gelecekte kişinin kendi ihtiyacı olabileceğini düşünerek kök hücre depolanması yapılması için kurulmuştur ve bu bankalar ilk uygulama ile yıllık depolama için ücret alırlar.
Ancak, alıcıda bilinen bir endikasyon olmadan saklanmış kordon kanı kullanılarak çok az transplantasyon yapılmıştır ve kordon kanının verici çiftin çocuğunda veya bir aile üyesinde kullanılma olasılığının çok düşük olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle gebeler, kordon kanının bankada saklanması konusunda yeterince bilgi sahibi olduktan sonra karar vermelidirler.
Düzenli ve Güvenli Seksin Faydaları
Seks yapmanın en önemli nedenlerinden birisi de erkek veya kadın olduğumuzu hissetmek, yani sosyal rolümüzdür.
Gevşememizi sağlar.
Rahat uyumamızı sağlar: Orgazm sonrasında endorfin serbest kalır, bu da beyinde morfin etkisi yaratır, vücut gevşeyip rahatlar. Biz de çok faydalı, dinlendirici bir uykuya dalarız.
Sıkıntılarımızı unutmamızı sağlar.
Kendimizi güçlü hissetmemizi, özgüvenimizin artmasını sağlar.
Enerji harcayarak zayıflamamızı sağlar: 30 dakika süren bir seks seansı boyunca kişi en az 85 kalori yakar.
Erkeklerde prostat ve prostat kanseri riskini düşürür. Düzenli ve tek partnerle yapılan seks tabii ki…
Kadınlarda adet dönemlerinin ağrısız geçmesini sağlar. (Düzenli seks kadını rahatlatır ve adet döneminin sorunsuz geçmesini sağlar.)
Menopozu geciktirir.
Hayata bağlanmamızı sağlar.
Genç kalmamızı sağlar.
Isınmamızı sağlar.
Terfi etmemizi sağlar.:)))))
İntikam almamızı sağlar.:))))))
Siyah Noktalardan Kurtulmanın Yolları
Gözenekler yağ üretip salgıladıkları için cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden koruyor. Eğer gözenekler olmasaydı, yağlar derinin altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi.
Gözenekleri daraltmak için
Gözeneklerin açılması için ilk etapta gözenekleri kapatmaya çalışmak yerine, yağ ifrazatını durdurmak ya da dengelemek lazım. Yağlı ciltler daima su miktarı az olan ciltlerdir. Su miktarı az olduğu zaman ölü hücrelerin doku yüzeyine çıkıp asitli tabaka ile koruma faktörü oluşturması zorlaşır. Bu nedenle cildin yüzeyi dış etkenlerden zarar görür. O halde ciltteki su miktarı arttırılmalıdır. Yağ ifrazatının yavaşlatılması, ciltteki su miktarının artırılmasıyla mümkündür. Bunun için de su bazlı ürünler kullanılması ve doğru ürünün kullanılması şarttır. Cildinize uygun ürünü kullanmak için de bir uzmana danışmanızda fayda var.
Gözenekleri temizleyen bantlar işe yarıyor mu?
Siyah noktaları azaltmak için uygulanan yöntemlerden biri de bantlardır. Siyah noktaları kimi zaman tümüyle ortadan kaldıran bu bantların kullanımı çok kolaydır. Bantları yapıştırmadan önce uygulayacağınız alanı ıslatıyorsunuz, suyla birlikte yapışkan bir özelliğe kavuşan bandı yapıştırıp kuruyunca çıkartıyorsunuz. Ancak siyah noktaları alan bu bantlar, gözenekteki yağları boşaltamıyor. Oksitlenen bölümü alabilen bantların, dokunun içindeki kanalı kapatan yağ kütlesini alması mümkün değil.
Siyah noktalardan nasıl kurtulursunuz?
Siyah noktalar oluştuktan hemen sonra bir uzmana başvurup temizletilerek, uygun ürünle tekrar oluşmamasını sağlamak gerekir. Oluşmaması için de cildi, sabah akşam temizlemek gerekir. Ancak bunu sabunla yapmamak uygundur.
Cildi nasıl temizlemeli?
Cildi, türüne göre temizleme sütü ve tonikle temizlemek en doğrusudur. Ardından sürülecek bir nemlendirici kremle bakım tamamlanabilir. Makyaj yapılmasa bile, gündüz çok kirlenen cildi akşam mutlaka temizlemek gerekir.
Siyah noktalarınızı siz temizlemeyin
Yapılan yanlışlardan biri de siyah noktaları bilinçsizce sıkmak. Böylece kılcal damarlarda ve doku altı hücrelerinde tahribat meydana gelebiliyor. En iyisi bir cilt uzmanına gidip siyah noktaları temizletmek.
Ağlayan Bebeği Sakinleştirmenin Yolları
Ağlayan bebekleri sakinleştirmenize yardımcı bir kaç öneri…
1- Sakin olun. Sizin sakin olmanız, bebeğinizi de etkileyecektir.
2- Bebeğinizin altını kontrol edin.
3- Bebeğinizin ateşi olup olmadığını kontrol edin. Ensesine bakarak, anlayabilirsiniz.
4- Bebeğinizi emzirin.
5- Bebeğinizin gazı olup olmadığını kontrol edin. Her emzirmeden sonra mutlaka bebeğinizin gazını çıkartmasına yardımcı olun, masaj yapın. Onu rahatlattıktan sonra uykuya geçmesini sağlayın.
6- Bebeğinizle yatın. Bazen küçük bebeğinizin sadece size ihtiyacı vardır. Beraber yatarak, onun tüm ihtiyacını karşılamış olursunuz.
7- Bebeğiniz kucağınıza alıp, onu dışarıya bakmasını sağlayacak pozisyonda tutun.
8- Bebeğinize sakinleştirici şarkılar söyleyip, onu rahatlatmaya çalışın.
9- Bebeğiniz kucağınıza alıp, onunla dans edin. Sizinle beraber olması, teninizin teması onu rahatlatabilir. Kendini sizin yanınızda güvende hissedecektir.
10- Bebeğinizi sallayın. Bunu kucağınıza alarak, sallayabilirsiniz. Bu pozisyon bebeğinizin anne karnındaki pozisyonunu hatırlatacağı için, onu rahatlatacaktır.
11- Bebeğinizi soyup, onun vücudunu kontrol edebilirsiniz. Vücudunda kızarıklık var mı? Acaba bebek bezi bebeğinizin bacağını sıkıştırmış mı?
12- Sıcaklık ve su bebeğinizi yatıştırabilir. Bebeğinizi ılık su ile banyo yaptırabilirsiniz. İsterseniz suyuna lavanta yağı ekleyebilirsiniz. Lavantanın yatıştırıcı etkisinden yararlanabilirsiniz.
13- Bebeğinizin karnına ve sırtına dokunmak, bebeğiniz rahatlatacağı gibi anne bebek arasındaki bağı da arttıracaktır.
14- Bebeğinize masaj yağı ile masaj yapın.
15- Bebeğinize emziğini verebilirisiniz. Bazen emme ihtiyacı olduğu zaman da bebeğiniz huzursuz olabilir.
16- Dış sesleri azaltın. Bazen bebeklerimiz dış etmenlerden de etkilenebiliriler. O nedenle ışıkları, televizyonun ya da müziğin sesini kısın.
17- Sıkı, sıcak, yumuşak bir battaniye ile bebeğinizi kundaklamanız, onun sakinleşmesine yardımcı olabilir.
18- Arabada bir yolculuk bebeğinizin sakinleşmesine yardımcı olabilir. Titreşim ve yatıştırıcı bir ses bebeğinizin rahatlamasını sağlar.
19- Bebeğinizle dışarıya çıkın. Bebek arabası ile dışarıda yürüyüş yapmak, hem sizin hem de bebeğinizin rahatlamasına yardımcı olabilir.
20- Ağlayan özellikle kolik bebeklere elektrik süpürgesi ve ya saç kurutma makinesinin sesi, anne karnındaki dolaşımının sesine benzediğinden bebeğinizin rahatladığını göreceksiniz.
Seçtiğiniz Çikolata Karakterinizi Yansıtıyor
Seçtiğiniz çikolatalar karakterinizi ele veriyor.
Yuvarlak çikolata seçenler, canayakın, arkadaş canlısı, görsel beğenilere önem veren kişiler.
Oval çikolata seçenler, esnek, toleranslı, yapıcı, sosyal ve arkadaşlıklara açık kişiler.
Kare çikolata seçenler, sadık, dengeli, dürüst ve güven veren kişiler.
Dikdörtgen çikolata seçenler, nerede durduğunu bilen yardımsever kişiler.
Spiral çikolata seçenler, enerjik ve değişik alanlarda iddialı kişiler.
Üçgen çikolata seçenler, diğer insanların düşüncelerini pek fazla önemsemeyen kişiler.
Baklava dilimi şeklinde çikolata seçenler, paranın gücünü seven ve daima ilgi bekleyen kişiler.
Sütlü çikolata seçenler, nostalji düşkünü kişiler.
Bitter çikolata seçenler, hep ileriye bakan kişiler.
Beyaz çikolata seçenler, kararsızlar.
Aşk Acısını Unutmanız İçin Önerilir
Ayrılıklar hep acı verir ve zaman en iyi ilaçtır. Ancak yaşamakta olduğunuz sürecin ‘geçici’ olduğunu bilmelisiniz.
1. Gereksiz bütün iletişimi kesin
Çok gerekmedikçe ayrıldığınız kişiyle konuşmayın. Ayrıldığınız kişiden çocuğunuz varsa veya aranızda henüz kapatmadığınız parasal ve maddi konularınız vs. o kişiyle (sadece bu konuları konuşmak amacıyla) temas kurabilirsiniz. Ama ortak arkadaş ve dostlarınızla sohbetlerinizde bile o kişiden bahsetmeyin. Ortak sosyal çevre nedeniyle aynı ortamlara girmeniz gerekiyorsa, nazikçe selamlaşmak dışında o kişiyle yalnız kalmayın ve konuşmayın.
2. Sizin için duygusal anlamı veya anısı olan, o kişinin size verdiği eşyalardan derhal kurtulun
Hediyeler, notlar, mektuplar vs. Bunları ayrıldığınız kişiye geri vermeyin. Maddi değeri olmayan eşyaları atın. Satılabilecek olanları (giysiler vs) satın veya hayır kurumlarına bağışlayın. Hiçbir koşulda bunların size geri gelmeyeceğinden emin olun.
3. Arkadaşlarınızla daha sık vakit geçirin
Zor zamanlarda arkadaş desteği önemlidir. Ama arkadaşlarınızı ağlama duvarına çevirmeyin. Onlarla birlikte yapacağınız başka etkinlikler sizi oyalayacaktır.
4. Hemen başka bir ilişkiye atlamayın
Çivi çiviyi söker diyerek hemen başkasıyla ilişkiye giren insanlar vardır. Ama bu yanlıştır! Başka insanlarla tanışmak tamam ama başka insanlarla duygusal ve cinsel ilişkiye başlamak için çok yanlış bir dönemdesiniz. Kalbinizde ayrılık acısı varken doğru kişiyi bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.
5. Eğlenceli ve yaratıcı bir şeyler yapın
Daha önce vakit ayıramadığınız için başka bir zamana ertelediğiniz bir şeyler yapın. Dans kursuna gidin, egzersize başlayın.
6. Ayrıldığınız kişinin hiç hoşlanmadığınız negatif yanlarını düşünmeye çalışın.
İnsanlar ayrılmışsa bir sebebi vardır. Ayrılık acısı yaşarken insanlar hep ‘yaşanan mutlu günleri’ düşünür ama bu düşüncenin size bir yararı olmaz. Kendinize “Ayrılmamız iyi oldu, çünkü…” diye başlayan bir liste yapın. Ayrılık sürecini bir ‘arınma’ süreci olarak düşündüğünüzde psikolojik değişiminizi olumlu bir raya oturtabileceksiniz.
7. Ayrıldığınız kişi hakkında duygularınızı ve düşüncelerinizi bir kâğıda yazın
Bu kâğıdı asla o kişiye göndermeye kalkmayın! Bu kâğıdı bir süre sakladıktan sonra yok edin gitsin. Ayrıldığınız kişiye artık duygularınızı açıklamanın anlamı yoktur. Çünkü o artık sizin duygularınızı önemsemediği için sizin hayatınızdan çıkıp gitti. Ona olan duygularınızı açıklamanız onu geri getirmez. Aksine sizi zayıf ve patetik gösterir.
8. Yalnız kalmaktan korkmayın
Dünyanın sonu değil bu. Bu sizin yaşadığınız acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var yeryüzünde. Kendinizi tekrardan iyi hissedecek ve yeni birini nasıl olsa bulacaksınız.
9. Duygusal meselenizi aklınızda ve kalbinizde tam olarak bitirmeden önce ayrıldığınız kişiyle arkadaş olmayı falan düşünmeyin
Ayrılırken “dost kalmak” nazik bir temennidir. Ama insanlar ayrıldıkları kişilerle çok nadiren dost kalabilirler. Duygusal dengenizi tekrar yoluna koyduktan sonra, ancak o zaman o kişiyle arkadaş olarak devam etmek isteyip istemediğinize karar verebileceksiniz. Daha önce değil.
10. Ayrılık acısı çekerken alkole ve yemek yemeye sardırmayın
Acınız unutmak için başkasıyla seks yapmaya da kalkmayın. Hiçbir faydası olmaz. Yaşadığınız bu acılı sürecin en iyi ilacı zamandır. Bu süreçte kendinize karşı sabırlı ve nazik olun. Ayrılıktan ötürü kendinizi suçlamayın. Bu deneyimden bir şeyler öğrenmeye çalışın. Yaşananların bir hata değil, ileriye giden yolda yaşadığınız bir öğrenme süreci olduğunu düşünün…
Masa Başı Çalışanlarının Kanser Riski Fazla
Stres, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi farklı nedenler, farklı kanser türlerinde risk artışı yapabiliyor.
Medikal Onkolog Doç. Dr. Duygu Derin, davranış ve alışkanlıklarımızla ilgili kanser türleri ve korunması konusunda bilgi verdi…
MASA BAŞINDA ÇALIŞAN VE HAREKETSİZ OLANIN RİSKİ ÇOK
KALINBAĞIRSAK KANSERİ:
Liften fakir, yağdan ve protein açısından zengin beslenme ve obezite, kalınbağırsak kanserinin oluşumuna zemin hazırlıyor. Hareketsiz bir yaşamı olan, özellikle masa başında çalışanlarda bu risk daha da artıyor. Diyetteki lifin, sebze, meyve ve kuru baklagil tüketiminin artırılıp yaşama fiziksel aktivite katılması halinde, kalın bağırsak kanseri oluşum riski yüzde 40’lara varan oranda azaltılabiliyor.
NE YAPILMALI?
Bu sorunla karşılaşmamak için 50 yaşında olan herkese kolonoskopik tarama öneriliyor. Sorun yok ise uygulamanın 3-5 yılda bir tekrarlanmasında yarar görülüyor. Ailesinde erken yaşta kalın bağırsak kanserine yakalanmış kişiler için bu kontrolün daha erken yaşta yapılması gerekiyor.
KONSERVE, TUZLU VE İŞLENMİŞ GIDALARDAKİ TEHLİKE BÜYÜK
MEME KANSERİ:
Erken âdet, geç yaşta çocuk doğurma veya hiç çocuk doğurmama, geç menopoz, emzirmeme meme kanseri riskini artırır. Batılı toplumlarda kadınlar, daha çok çalışma hayatına girip bu şekilde yaşadıkları için, meme kanseri dünyanın batısında ve ABD’de sık, doğuda ise belirgin olarak daha azdır. Yüzde 5-10 vaka da ailevidir. Son yıllarda obezitenin meme kanserine yakalanma riskini artırdığı da bilinmektedir.
NE YAPILMALI?
İdeal vücut ağırlığına inmek, bunu korumak, spor yapmak, kalorisi ve yağ oranı düşük ama sebze ve meyveden zengin beslenmek, sigara – tütün kullanmamak, alkol alımını kısıtlamak öneriliyor.
STRESE DİKKAT!
GIRTLAK KANSERİ:
Sigara ve alkol kullanımı en önemli risk faktörleri. Ama stres de çok önemli bir etken. Stresli işlerde çalışıp, sigara ve alkolü çok tüketenlerde de bu hastalığa sık rastlanıyor.
SİGARA HEMEN BIRAKILMALI
AKCİĞER KANSERİ:
Sigara, en önemli risk faktörü. Miktar arttıkça, akciğer kanserine yakalanma riski de artıyor. Erken yakalamak için taramanın ne kadar etkili olduğunu araştıran çalışmaların kısmi sonuçları görüldüğünde bu konunun önemi daha da anlaşılıyor.
NE YAPILMALI?
Yoğun sigara içicilerinde düşük dozda helikal akciğer tomografisi ile yapılan tarama, hastalığın erken evrede yakalanmasını sağlıyor ve hastalarda şifa oranını artırıyor.
AÇIK HAVADA ÇALIŞAN GÜNEŞTEN KORUNMALI
CİLT KANSERİ:
Cilt kanserinin esas nedeni, genellikle güneşten gelen ultraviyole ışınlarıdır. Morötesi ışın veren elektrik lambaları ve bronzlaştırıcı suni ışık kaynakları da cilt kanserlerine neden olabilir. Ultraviyole ışınlarına karşı dünyayı koruyan ozon tabakasının incelmesinin de bu kanser türünde ciddi bir artışa neden olduğu bilinen bir gerçek. En çok risk altında olanlar açık tenliler, çilliler, çok sayıda beni olanlar, ailesinde cilt kanseri bulunanlar, açık havada çok zaman geçirenlerdir.
NE YAPILMALI?
Güneş ışınlarının keskin olduğu 11.00- 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmamak, yüksek koruma faktörlü kremler ve şapka kullanmak gerekiyor.
ALKOL TÜKETİMİ BÜYÜK RİSK
KARACİĞER KANSERİ: Hepatit B, C taşıyıcısı olmak ve yoğun alkol kullanımı, bu kanserin en sık rastlanan nedenleri arasında yer alıyor. Bu nedenle alkol tüketenlerin risk altında oldukları belirtiliyor.
PANKREAS KANSERİ:
Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte sigara içenlerde daha sık görülür. Alkol kullanımı, şeker hastalığı, kronik pankreatit ve yağlı diyetin bu kansere zemin hazırladığı düşünülüyor.
NE YAPILMALI?
Erken tanıya yönelik bir tarama öneriliyor. Ayrıca sigara ile alkol kullanımından uzak, sağlıklı beslenme tavsiye ediliyor.


